Kur’an yaşayan bir topluma inmiş; o toplumun iman, ibadet ve ahlak ile ilgili, tevhit ve adalet ekseninden sapmış olan uygulamalarını tekrar yörüngesine döndürmeyi amaçlamıştır. Bu uygulamalar içinde de en önemli olanı; insan hakları ve özellikle de kadın haklarıdır.
*****
Kabileler arası savaşların çok olduğu bu dönemde, kadın hakları açısından en önemli sorunlardan biri; savaşlarda babası ölen ve babasından kalan miras ile birlikte bir velinin eline geçen kadınların durumu idi. Çoğu zaman bu veliler vesayetleri altındaki bu kadınları beğenip nikahlarına almadığı gibi, onların kendi mallarına kattıkları malların ellerinden çıkmaması için başkalarıyla evlenmesine de engel oluyor ve bekar olarak tutuyorlardı. (Bk. Nisâ, 4/1-3) Kur’an bu konuda ciddi yaptırımlar gündeme getirmiştir.
Cahiliye Döneminde kadın hakları konusunda istismar edilen bir diğer husus da o dönemin boşanma yöntemleri idi. Yazılı bir hukuk sisteminin olmadığı o günün toplumunda bir erkek, eşlerinden birine öfkelendiği zaman onu, zıhar veya îlâ dediğimiz cahiliye dönemine has yeminlerle boşuyordu. Yani yeminle ona yaklaşmayı kendine haram kılıyor ve artık bu kadını yatağına almadığı ve ebediyen onunla birlikte olmadığı gibi serbest bırakarak başka biriyle evlenmesine de müsaade etmiyordu. O kadını kendi evinde “ne kocalı ne de kocasız” gibi tutuyordu.
Aynı durum çok eşi olan bir erkeğin, sevmediği bir karısı için de söz konusuydu. Erkek, sevmediği bu kadını yatağına almadığı gibi onu maddi ve manevi olarak diğerlerine tanıdığı imkanlardan mahrum edebilmekteydi. Kadınlar arasında adaleti emreden Kur’an son noktada şöyle buyurmaktadır: “Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. (Onun için yaratılışa en uygun olan tek eşliliktir.) Öyle ise (birisine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var hem yok) askıda kalmış kadın/ (ke’l muallegati) gibi bırakmayın…) (Nisâ, 4/129)
*****
Son zamanlarda kadınların şikayetlerinden anladığımız kadarıyla bu Cahiliye uygulaması farklı şekillerde günümüzde de tezahür etmeye başladı. Beyefendi mevki, makam, statü sahibi. Çeşitli imkanlarını da kullanarak dışarda istediği kadınlarla istediği şekilde yaşama imkanına sahip. Fakat bulunduğu konum gereği dışarıya karşı mazbut bir aile babası görüntüsü vermesi gerekiyor. Bu yüzden evdeki düzenin bozulmaması çok önemli. Evdeki kadın, aynen ayette belirtildiği gibi “ne kocalı ne kocasız” olarak kalıyor.
*****
Bir hanımefendi tanıyorum: “Hocam, eve geliyor, ütüsü, banyosu, duşu, temizliği, her şeyi benim üstüme. Zaten çocuklarla hiç ilgilenmez. İki yıldır yatağıma girmedi. “Bari beni boşa” dediğimde: “O zaman başına nelerin gelebileceğini biliyorsun, ben elimi bile vurmam, toplum içine çıkamaz olursun ve kimse bunu benim yapabileceğime ihtimal bile vermez”, diyor” diye ağlamıştı. Bir başkası “hocam, en çok da benim ütülediğim gömlek ve yıkadığım çorapla başka bir kadına gitmesi ağırıma gidiyor” demişti.
*****
Kadınların sorularından günümüz toplumunda kadının bu şekilde ne kocalı ne de kocasız kalmasında başka sebeplerin de varlığını görmekteyiz. Sosyal medyadaki sanal siteler bunlardan bir tanesi. “Hocam akşam yemeğini yiyor, bilgisayarı veya telefonu alıp odaya çekiliyor. Kapıyı arkadan kilitliyor. Sabaha kadar oradan çıkmıyor. Evde dört tane oğlan çocuğu var. Onlar babalarının orada ne yaptığını bilmiyorlar mı?” diye soruyor mesela.
*****
Kur’an yukarda bahsettiğimiz cahiliye geleneğini ortadan kaldırmak için. Bakara 2/226, 227. Ayetlerde şöyle buyurmaktadır: “Eşlerine yaklaşmamaya yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” “Eğer yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
İşte bu ayetlere dayanarak İslam alimlerinden birçoğu erkeğin kasıtlı olarak karısına yaklaşmayacağı sürenin dört ay olduğunu eğer dört ay içinde dönmezse kadına boşanma yolunun açık olduğuna hüküm vermişleridir.
*****
Yalnız bazı yanlış anlamalara mahal vermemek için şunun altını ısrarla çizmek isterim. Bu durum karısına kasıtlı olarak yaklaşmayan erkekler için söz konusudur. Çünkü kadınlar bazen “hocam eşimin hastalığı veya şehir dışında olması sebebiyle bir yıldır birlikte olmadık, nikahınız düşer diyorlar, doğru mu” diye sorarlar. Ortada boşama olmaksızın karı-koca ne kadar süre birlikte olmazsa olmasın nikah bozulmaz. Bahsettiğim durum erkeğin hiçbir mazeret olmaksızın, keyfi olarak kadına yaklaşmaması durumunda söz konusudur.













