Ramazan ayı, nihayete eriyor. Bayram için artık sayılı günler kaldı. Bilmem farkında mısınız ama bu yıl kurum, kuruluş ve STK’ların iftar sofralarında şatafat deyim yerindeyse had safhaya ulaştı.
Türkiye’de yoksulluk artıyor ama buna paralel toplu iftarlarda gördüğümüz gibi şaşaalı, ballı börekli sofralar medya eliyle insanların yüzüne-gözünü sokuluyor. Aslına bakarsanız, neyin ne olduğunun farkında bile değiller bu iftarları verenler… ‘Yiyin efendiler yiyin’ felsefesinin ete kemiğe büründüğü kallavi sofralarda körler sağırlar birbirini ağırlamaya devam ededursun, canım ülkemde nüfusun yaklaşık 6 milyon hane-15-20 milyon kişisi, yani nüfusun yüzde 20’si devlet eliyle sosyal yardıma muhtaç yaşamak zorunda haberiniz var mı? Elbette bunu ben söylemiyorum, devletin resmi rakamları öyle diyor…
Mesele şu aslında: Bir tarafta yoksulluk-fakirlik arttıkça, karşıda görkemli, parıltılı hayatlar ve bunların medya, sosyal medya eliyle yayılması derin ayrılıkları yaygınlaştırıyor; hatta üzerimize boca ediyor. Ben bunları Kayseri eksenli yazıyorum. Tabii olarak Türkiye genelinde de öyle olduğunu biliyorum. Ortadaki tablo ne yazık ki, insanları bir araya getirelim derken apaçık ayrıştırıyor, kamplaştırıyor. Sizler yediğiniz önünde, yemediğiniz arkanızda fotoğraflar verirken, aç biilaç insanlar ise bir tas sıcak çorba için belediyeler-vakıflar eliyle hazırlanan iftar çadırlarında 2-3 saat kuyrukta beklemek durumunda kalıyor. Bu tiplerin birde ellerinde-dillerinde argüman var: STK’yız, şuyuz, buyuz insanlarımızı bir araya getiriyoruz… İyi, tamam kardeşim, anladık, Ramazan döneminde bir araya gelmek istiyorsunuz, gelin, itiraz eden yok. O sofralarınızın şatafat volümünü bi kısın be… Mütevazı mekânlarda, mütevazı sofralar kurarak, topluma iyi örnek olun. Orta yere boca ettiğiniz görüntülerde yediklerinize erişemeyen insanlar olduğunu da kulağınıza küpe edin… Hatta o sofralara harcadığınız rakamları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı düşünün… Paranız sizin olsun ama toplum önünde doğru örnekler oluşturun, olmaz mı? Deneyin, belki, kim bilir, yapabilirsiniz sanki…
Bu sene olmadı, seneye inşallah; hadi sizi göreyim.













