Türkiye, 2026 baharı ile birlikte her anlamda tarihi bir eşikte duruyor.
Siyasi ve ekonomik manada önemli günlerden geçiyoruz. İşte bu yüzden bir an önce toplumsal mutabakatın sağlanması şart. Toplumun sağlıklı bir kulvara gelmesinin başlangıç noktası da, güven, adalet duygusunun onarılmasıyla başlar. Hasta tutukluların tahliyesi, AİHM ve AYM kararlarının tam uygulanması, geçmiş acıların onarıcı adalet mekanizmalarıyla ele alınması, demokratik hakların en sahici biçimde güvenceye alınması en önemli koşul olarak karşımızda duruyor. Üniter yapımızı korurken, çoğulculuğu demokrasinin temeli haline getirmek mümkün değil mi yani? Bu ülkede farklılıklar çatışma sebebi değil, ortak zenginlik olarak görmek ise en kestirme yol olarak önümüze çıkıyor.
Yeri gelmişken ve unutmadan boş midelerle veya derin geçim sıkıntısıyla toplumsal mutabakat sağlanamaz.. Dezenflasyon çabaları devam ederken yapısal reformlar, yatırım ortamının iyileştirilmesi, adil büyüme ve istihdam artışı, barışın maddi temelini oluşturmalı. O zaman hatırlatalım, güçlü bir ekonomi kutuplaşmayı azaltır, ortak kazanımları çoğaltır ve gençleri geleceğe bağlar. Yaşanan gerilimi yönetmek, siyasi iradenin samimiyetine, olgunluğuna ve cesaretine bağlıdır. Türkiye’nin önünde gerçek bir tarihi pencere var. Orta Doğu’nun kaynadığı, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde iç huzuru sağlamak, ekonomiyi güçlendirmek ve bölgesel etkinliğimizi pekiştirmek elimizde...
Toplumsal mutabakat sihirli bir değnekle olmaz. Sabır, samimiyet, şeffaflık, karşılıklı güven ve cesur adımlar ister. Silahlar sustuysa artık sıra gerçek sözlere, derin diyaloga ve ortak akla gelmiştir. Müşterek kanaat, yarının güçlü ve huzurlu Türkiye’sine giden sağlam bir çerçeve sunuyor.86 milyonun her bir ferdinin “bu ülke hepimizin” diyebileceği, eşit, adil ve müreffeh bir Türkiye’yi ancak böyle inşa edebiliriz. Barışın yolu konuşmaktan, dinlemekten ve birbirimizi gerçekten görmekten geçer. Yeter ki sahiden bunu içselleştirerek isteyelim ve gereken adımları kararlılıkla atalım. Türkiye bunu hak ediyor ve başarabiliriz. Fakat unutmayın, Fakat, altını çizerek tekrar hatırlatalım; boş midelerle veya derin geçim sıkıntısıyla hiçbir şey sonuca ulaştırılamaz…













