Kayserispor’un durumu malûm. Perşembenin gelişini çarşambadan değil, pazartesinden belliydi. Son Gaziantep maçı işin tuzu biberi oldu.
Gördüğüm en utanç yüklü 90 dakikanın ardından Güneydoğu temsilcisinden 3 gol yiyen, maazallah 8-9 olması işten bile olmayan bu mücadelenin ardından Kayserispor’dan resmi bir açıklama geldi, Başkan Nurettin Açıkalın, “Birlik, beraberlik” filan dedi, “Radikal kararlar alacağız, gücümüzü toplayıp yolumuza devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi… Sonra bir baktık, kendileri basın toplantısı yapıverdi. Haliyle dikkat kesildik, acaba radikal kararlar ne ola ki diye…
Babalar gibi anlattı da anlattı: “Bu takıma onu verdim, bunu verdim, şunu verdim. Hatta kardeşlerimle kötü oldum…” İyi de arkadaş, sen o koltukta oturup hiçbir katkı sağlamayacaksan, başkanlığa talip olmak ne demek! Oturduğun Kayserispor Başkanlığı koltuğunun sana sağladıklarına ne demeli!
Bu Açıkalın Başkan, 30 haftalık periyot geride kalmasına karşın, bir yere varmayan, hedefsiz cümlelerle oyalanırken, biz de bu radikal kararlar ne ola merakıyla beklerken, aslında ne demek istediğini, ağzındaki baklanın ne olduğunu, diliyle-dişi arasında söyledi… “Başkan benim, sorumluluk benim ama alınan transferleri de, getirilen hocaları da istişare ile ortak kararla aldık” cümlesini kurdu, devam etti: “Radomir D’Jaloviç’i Ahmet Dirgenali önerdi, Erling Moe’de ise Milletvekili Baki Ersoy…’
Vay, vay, vay… Breh, breh, breh… İşte tam burada şark kurnazlığı başlıyor… “Başarısız oldum ama Ersoy ve Dirgenali de alınan kararlarda fikir beyan etti” derken, varılmak istenilen yer, bariz biçimde ortaya dökülüverdi, anlayan anladı… Büyük başarıya imza atan Sergei Jakirovic’i de Dirgenali getirmişti, gibi bir şeyler ifade etmeye çalıştı ama maksat hâsıl oldu.
Açıkalın Başkan güya çaktırmadan topu taca attı, başarısızlığına ortak aradı ama yemezler… O koltukta oturuyorsanız, nihai karar merci sizseniz-ki öyle, Milletvekili Ersoy ve Dirgenali üzerinden bu saptamaları yapmak, en iyimser ifade ile yakışık almaz, haddi aşar, hukuku bozar, sizin başarısızlığınızı da örtmez…
Bir de “Para verdim de verdim” diye ağlama faslını hiç yakıştıramadım… Yahu arkadaş, futbolda tek başına parayla başarı olma gibi bir şansın yok. Eski Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’a bi bak, ne dediğimi anla. Esas mesele şu: futbolu bilmiyorsunuz, bildiğiniz hissiyle hareket ediyorsunuz ve gelinen nokta burası işte. Bunu kabul edin artık…
Kurumsallığını kaybetmiş bir kulüp, saçma sapan transferler… Klipli Sortif Direktör… Şehirle bağlarını zedelemiş bir anlayış, ee, karşılığında ne bekliyordunuz… Lig’in tamamlanmasına 360 dakika kalmış, sen hala “Ayı çıktı, taş düştü” filan anlatıyorsan, zaten sözün bittiği yerdeyiz demek ki…
Bu kulüp defaatle düştü, çıktı, başardı, başaramadı ama böyle bir zihniyete tanıklık etmedi. Kkader tayin etme adına kalan haftalarda alınacak ve rakiplerin durumu da bunda etkili olacak, düşebilirsiniz de, bulunduğunuz yerde kalabilirsiniz de. Futbolun içinde bunlar var ama gerçeklerden bu kadar uzaklaşmak, kopmak anlaşılır gibi değil.
Apaçık ifade eledim: Kalan 4 maçta durum ne olursa olsun, Kayserispor’un iyiliği için çekin gidin be kardeşim…
Siz başkana bakmayın, Rize maçıyla birlikte kalan haftalarda, hep destek-tam destek devam. Gerisini o zaman düşünelim, bugün boş laflara verilecek bir cevap yok zira…













