En son yazacaklarımızı, peşinen paylaşalım:
CHP kan kadar kanamalı bir hasta durumuna düştü, üstelik eczası olmayan yara bere içinde.
Geldi, geliyor derken, 10 günce Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ‘mutlak butlan’ kararı sonrası ortalık toz duman desek az kalır. 38. Kurultay’ın kökten yokluk kapsamına alınması ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği Genel Başkanlık koltuğuna yargı eliyle oturması beraberinde kızılca kıyamet günlerini getirdi.
CHP Genel Merkezi’ne Kılıçdaroğlu ve ekibinin isteğiyle polis marifetiyle girilmesi, karşılıklı salvolar derken iki başlı yönetimin ortaya çıkması, hatta aynı gün biri Genel Merkez olmak üzerine aynı saatte iki bayramlaşma töreni filan derken ülkenin başı döndü… Karşılıklı salvolar, suçlamalar havada uçuşurken, iş FETÖ’ye kadar gitti. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 yıl önceki sözlerinden esinlendiği aşikâr, Zira “CHP’de FETÖ’cüleri zamanında göremediğim için partililerimden ve vatandaşlarımdan özür diliyorum” sözlerinin kıymeti harbiyesi var mı bilmiyorum ama toplumda bir karşılık bulamadığını ifade etmek lazım…
Artık iki ayrı CHP gerçeği vard karşımızda. Bir yanda Kılıçdaroğlu, öbür tarafta Özgür Özel ekibi… 10 gün içinde yaşananları değerlendirirsek, 100 bölümlük dizi çıkar karşımıza…Buna göre yaşananlar daha fragman seviyesinde, görün bakın daha neler yaşanacak? Karşılıklı satranç hamleleri de her gün farklı boyutlarda vizyonda olacak. İşin yargı kararı bölümüne girmek istemiyorum; yüzlerce hukukçu bu konuda konuştu ve fikir beyan etti ve o kadar çok detay ortaya çıktı ki, karşımızda çözümü mümkün olmayan bir sorunlar yumağı var, anladığımız bu…
Pek âlâ bu düğüm karşılıklı uzlaşıyla son bulur mu; işte bu mümkün değil… Hatta imkânsıza yakın… Niyet okuyarak gördüklerimi yorumlamak durumundayım: Kemal Kılıçdaroğlu, kameralar önünde son derece sakinmiş gibi görünmesine karşın, kaybettiği kurultayda bu sonu hazırlayan Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’e karşı muazzam bir öfke duyuyor. Bunu fark ettirmese de yaptığı konuşmaların satır aralarında bu durumu anlamamak için aptal olmak gerekiyor. Nitekim ‘arınma’ meselesi de, buradan çıkıyor. Hiçbir yargı kararı olmamasına rağmen peşinen yaptığı suçlamaların adresi çok net…
Hiç uzatmaya gerek yok, iddia ediyorum; Kılıçdaroğlu dün kendisine demediğini bırakmayan,şu sıralar ise kendisini kutsayan iktidar yanlısı medyanın gücünü de arkasına alarak, Özel ve ekibine hayale gelmeyecek zorluklar çıkaracak, by-pas edecek. Nihayetinde göreceksiniz yeni bir parti-oluşum çıkacak karşımıza…
Yeni oluşum-parti süreci yaşanırsa, bu durum iktidarın işine gelir mi soru bu… Eğer Özel ve ekibine karşı başka başka yargı kararları gündeme gelmezse basit bir hatırlatma yapalım; Fazilet Partisi’nin kapatılması sonrası kurulan Saadet Partisi’nde, ‘yenilikçiler’ olarak yol ayrımına giden ve AK Parti’yi kuran bugünkü iktidar 2002’de yapılan ilk seçimde iş başına geldi ve 24 yıldır da kesintisiz olarak yoluna devam ediyor.
Eğer meseleye CHP bölünüyor diye el ovuşturarak bakanlar varsa, tarihi bir kez daha kokumanın tam zamanıdır diye düşünüyorum. Sonuçta, Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak gibi bir durum çıkabilir karşınıza…













