Artık yaşadığımız coğrafyada küresel ısınma, iklim krizi ve artan orman yangınları, haber bültenlerinin bir parçası değil; yaşamın ta kendisi oldu. Her yıl aynı senaryo, aynı terane… Sadece ağaçlar değil, içinde barınan canlılar ve geleceğimiz de kül oluyor. Yani bu krizin merkezinde biz varız, insanlar.
Şimdi aşağıda okuyacağınız veriler, ne yazık ki bu ülkenin gerçeği…
-Türkiye’de 2001–2021 arasında 537 bin hektar ormanlık alan kaybedildi; bunun 87 bin hektarı yangınlardan dolayı yok oldu.
-2021 yılında Türkiye’deki orman yangınlarının %34’ü toplam orman kaybına neden oldu.
-Yangınların %97’si Haziran–Kasım ayları arasında, %32’si ise 12:00–15:00 saatlerinde çıktı.
- 2021 yılında, sadece 15 gün süren büyük yangınlarda 139.503 hektar ormanlık alan yok oldu. Bu, son 10 yıldaki yangın kaynaklı kaybın %61,5’ine denk geliyor.
-Türkiye Ormancılar Derneği’ne göre, 748 bin hektar orman alanı madencilik, enerji, turizm ve ulaştırma gibi amaçlarla tahsis edilerek fiilen orman niteliğini kaybetti.
-Ayrıca 626 bin hektar orman alanı “2B” uygulamalarıyla orman sınırları dışına çıkarıldı.
-Bu alanlar hâlâ orman envanterinde yer aldığı için, resmi verilerde orman varlığı artmış gibi görünüyor, ancak gerçekte azalma yaşanıyor.
Ve bu yangınların yüzde 90’ı insan kaynaklı. Sigara izmaritinin doğaya atılmasından tutun da, piknik ateşi, anız yakma, cam kırıklarının mercek etkisi yaratmasına dair birden çok sebep var.
Sebep de belli, sonuç da…
Koskoca bir ülke kül oluyor, orman şehitleri art arda sıralanıyor ama havanda su dövmeye devam ediyoruz. Etkin, efektif tedbir konusunda noksan kaldığımız bir gerçek. Eğer bu yangınlar birilerinin işine gelmiyorsa, sert, rakidal önlemler şart. Elbette orman yangınlarına müdahale noktasında uçak ve helikopter envanteri de baştan sona gözden geçirilmeli. Hele hele gece görüş yeteneğine haiz yangın söndürme uçakları konusunda niçin bu denli ağırdan alırız, pes doğrusu.
Yaşananların tek bir gerçeği var; kül oluyoruz göz göre göre. ‘Ciğerimiz yanıyor’ retoriğinden başımızı kaldırıp gerçeklerle yüzleşmediğimiz müddetçe, daha çok slogan üretiriz, tabii ki yaşanabilecek bir ülke kalırsa; vesselam.













