Kim ne derse desin sıkıntılı bir coğrafyada yaşıyoruz. Irak’tı, Suriye’ydi derken bu kez de ABD-İsrail eliyle İran’a a yapılan saldırıyla başlayan savaş, hemen yanı başımızda sınır komşumuzu derinden etkiliyor. Hâl böyle olunca elbette biz de etkileniyoruz ülke olarak…
28 Şubat 2026'da başlayan çatışmanın, 534 km'lik ortak sınırımız ve yıllık yaklaşık 5,5 milyar dolarlık ticaret hacmimiz nedeniyle ülkemizi doğrudan ve dolaylı yollardan etkilediğini ifade gerekiyor. En ağır darbe ise enerji faturasından geliyor ve enflasyonla mücadele sürecini ciddi biçimde zorluyor. Tehditin büyüğü ise petrol ve enerji fiyatları
Türkiye net olarak enerji ithalatçısı bir ekonomiye sahip. Savaşın ilk günlerinden itibaren Brent petrol varil fiyatı 70 dolar civarından hızla yükselerek 80-85 dolar bandına oturdu Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve kısmi kesintiler, küresel arz endişelerini beraberinde getirdi… Ekonomist Mahfi Eğilmez'in hesaplamalarına göre, petrolün her 10 dolarlık artışı cari açığı 2,5-3 milyar dolar, enflasyonu ise yaklaşık 1 puan yukarı taşıyor. Eğer fiyatlar 100 dolara yaklaşırsa (ki bazı senaryolarda mümkün), cari açıkta 10-12 milyar dolarlık ek yük, enflasyonda 3-4 puanlık sıçrama görebiliriz. Bu etki zincirleme: Akaryakıt zamları (motorin bazı illerde 70 TL'ye yaklaştı), taşımacılık maliyetleri, üretim girdileri ve nihayet gıda fiyatları üzerinden tüketiciye yansıyor. Şubat 2026 enflasyonu zaten %31,5'e yükselmişken, bu şok yeni bir ücret-fiyat sarmalı riskini körüklüyor. Diğer risklerse, ticaret, turizm ve göç…
Yaşanan savaş günlerinde, İran'la ticaret (doğalgaz dâhil) yavaşladı; sınır kapılarında kontrollü geçiş var. Yeni bir mülteci akını sürerse (Suriye yükünün üzerine ek yük) ve güvenlik riskleri gündeme gelebilir. Sonuç olarak, bu savaş Türkiye için bir ‘dış şok’ bombası biçiminde önümüze geliyor, enflasyonla mücadelede de, karşımıza tehdit olarak çıkıyor, finansal istikrarı sarsıyor. Fakat petrol fiyatları 90-100 dolar bandına oturursa 2026'nın kalanında hepimiz daha yüksek faturalar, zamlar ve yavaşlayan büyüme ile yüzleşeceğiz. Diplomasi umudu sürüyor; lakin uzun süren bir savaş yani komşudaki ateş, cebimizi ve mutfağımızı yakmaya devam eder.
Ümitvar olmak istiyoruz ama karşımızdaki tablo ne yazık ki bu!













