Türkiye’de yapılan son anketlerde (özellikle Kasım 2025 itibarıyla ASAL, MetroPOLL, Aksoy, ORC, gibi şirketlerin verilerinde) “Türkiye’nin sorunlarını hangi parti çözer?” sorusuna “Hiçbiri” cevabı verenlerin oranı %35-40 bandına yerleşmiş durumda ve bu, son 10-15 yılın en yüksek seviyesi. Seçmen bu cevapla aslında şu mesajları veriyor (birden fazlası aynı anda geçerli olabilir):
Güvensizlik, gelecekten umut kesme
Söz konusu kitle mevcut partilerin hiçbiriyle sorunların çözülebileceğine inanmıyor. Ekonomik kriz, hayat pahalılığı, işsizlik, adaletsizlik, liyakatsizlik gibi temel sorunların hiçbir parti tarafından kısa-orta vadede çözülemeyeceğini düşünüyor.
Beklenti ne?
Yüzde 36 “hiçbiri” diyen kitlenin önemli bir kısmı aslında “mevcut partilerden biri değil, yeni bir parti/lider” demek istiyor. Özellikle gençler, beyaz yakalılar ve büyük şehir orta sınıflarında bu oran yüzde 50’lere yaklaşıyor. Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu veya henüz ortaya çıkmamış “yeni bir yüz” beklentisi bu cevabın altında yatıyor.
Bir öfke var mı?
Bir kısmı da “parti değil, sistem değişmeli” diyor. Parlamenter sistem isteği, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı gibi yapısal değişim talebi olanlar “hiçbiri” diyerek mevcut siyasi partilerin bu değişimi yapamayacağını ifade ediyor.
Bıkkınlığın son noktası
“AK Parti yapar” diyen %25-30, “CHP yapar” diyen %20-25 civarında. Kalan yüzde 36 ise iki bloktan da hazzetmiyor ve “iki taraftan da umut yok” havasında. Özellikle 1990-2000 doğumlu seçmen bu duyguda fevkalade yoğunlaşıyor.
Sandığa gitmeme eğilimi
Bu %36’nın içinde kararsızlar ve “seçime gitmeyeceğim” diyenler de var. Katılım oranının %80’in altına düşme riski taşıyan kesim buradan besleniyor. Özetlersek, Türk seçmen “Hiçbiri” derken aslında “Siz hepiniz, ben yokum” diyor. Mevcut siyasi partilere ve lider kadrolarına güven tamamen dip yapmış durumda. Bu oran %40’ı aştığında genellikle ya yeni bir parti patlama yapar (2002’deki AK Parti, 2018’deki İYİ Parti gibi) ya da mevcut düzen çok ciddi sarsıntı yaşar. Yani bu %36, bir “sessiz çoğunluk” değil, aksine çok gürültülü bir şekilde “yeni bir şey” isteyen ama henüz ne istediğini tam bulamamış bir kitle. 2028’e kadar bu oran %45-50 bandına çıkarsa, Türkiye siyaseti gerçekten öngörülemez hale gelir.
Tüm bu araştırma sonuçlarında Türkiye’nin birincil sorunu ise hep aynı çıkıyor: Ekonomi. (Yüzde 58.2)
İkinci sırada ise adalet ve hukuk sitemi var oranı ise yüzde 9.6
Sıralama, işsizlik, eğitim, emekliler, hükümet, güvenlik/asayiş diye devam ediyor.
4-5 araştırma şirketinin ortaya koyduğu verileri siyasi partiler iyi okuyabiliyor mu diye sorarsanız, öyle bir tavır gelişse, seçmende karşılığı olurdu, demek ki yok… İktidarı ve muhalefeti ile ders alınası bir tablo duruyor karşımızda ve taraflar işin ciddiyetinin farkında değil.
İster bugün, ister yarın, isterseniz zamanında yapılacak bir seçimde bile karşımıza kimsenin beklemediği bir tablo çıkarsa, siz siz olun sakın şaşırmayın…













