Kanımızla, canımızla 102. Yılında bir kez daha kutluyoruz. 29 Ekim 1923 hiç kuşku yok ki, Türk tarihinin kırılma noktalarından birisidir. Osmanlı İmparatorluğu'nun küllerinden doğan bir millet, bütün yokluklara ve yoksulluğa karşın bağımsızlık savaşını zaferle taçlandırmış ve başarılamaz denileni ete kemiğe büründürmüştü… İstanbul'un işgal altındaki günlerinden, Ankara'nın mütevazı Meclis salonuna uzanan o yolculuk, bir milletin yeniden doğmasını sağladı. Mustafa Kemal Atatürk, o gün TBMM'de yaptığı konuşmada, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek, monarşinin zincirlerini söküp attı, halkın iradesini tahta oturttu. Bu ilan, sadece bir yönetim değişikliği değildi elbette; bir devrimdi, bir aydınlanmaydı. Atatürk vizyonu, cumhuriyetin temel taşlarını döşerken, her fırsatta milletin gücüne vurgu yaptı. Tıpkı Nutuk'ta ifade ettiği gibi: "Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir." Bu söz, neden cumhuriyet sorusunun en net cevabıydı. Çünkü cumhuriyet, eşitlik demekti; köylünün, işçinin, kadının ez cümle bireyin sesinin duyulduğu bir sistemdi. Saltanatın gölgesinde ezilen bir toplum, şimdi kendi kaderini çizecekti. Atatürk, 1933'te Cumhuriyet'in 10. yılı kutlamalarında şöyle diyordu: "Cumhuriyet, düşünce bakımından hür, vicdan bakımından hür, ilim bakımından hür nesiller ister." İşte bu özgürlük ateşi, laikliği, bilimi ve modernleşmeyi cumhuriyetin kalbine yerleştirdi. Bugün, 102 yıl sonra, o ateş hâlâ yanıyor mu? Elbette daha güçlü yanıyor hem de iç ve dış bedbahtlara rağmen…
Emin olun, Atatürk'ün mirası bize rehberlik etmeyi, yol göstermeyi en berrak biçimde devam ettiriyor... O büyük deha, 1927'de gençlere seslenirken, "Ey yükselen nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu devam ettirecek ve yüceltecek sizlersiniz" demişti. Bu söz, bir kutup yıldızı olarak parlamayı sürdürüyor... Cumhuriyetin bekçileri, dün olduğu gibi bugün de, aynı kararlılıkla aynı yolu yürüyor.
Cumhuriyet Bayramı'nı kutlarken, unutmayalım: Bu bayrak, bağımsızlık uğruna dökülen kanlarla dalgalanıyor.
Atatürk'ün sözleriyle bitirelim: "Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
Bu cumhuriyet, bizlerle var olmaya devam edecek...
Yaşasın Cumhuriyet.












