Besbelli ki, ülkece şirazeden çıktık.
104 amiralin gece yarısı Montrö antlaşmasını hedef alarak yaptığı açıklama sonrası kızılca kıyamet koptu, ağzına geleninin tefine de, kasnağına da vurduğu düzenin içine savrulduk
Yani, çok sesli koro durumları ile karşı karşıyız…
Bir demokratik ülkede yaşanmaması gereken ne varsa yaşıyoruz, tanıklık ediyoruz.
104 amiralin gece gece yayınladığı bildirinin dayanılmaz hafifliği üzerinden neler üretiliyor neler…
Tane tane anlatalım biz iyisi mi?
TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un “Cumhurbaşkanı Möntrö antlaşmasını bile feshedebilir” cümlesi üzerinden gündeme geldikten sonra ezcümle şunları söyledi:
“Lozan gibi Montrö gibi anlaşmalardan çıkmanın söz konusu olmayacağını da açık bir şekilde söyledim. Bunun imkânsızlığını ifade ettim. Başta Montrö olmak üzere Türkiye’nin taraf olduğu, İstiklal Harbi ile elde ettiğimiz mevzilerle ilgili hiçbir düşünce aklımızdan geçmemiştir.”
Aslında tartışma burada kapanmıştı.
Önce emekli büyükelçiler, ardından amiraller, en son olarak eski milletvekilleri konuya dâhil oldu.
Hep birlikte Montrö’yü savundular. Bakın burada ifade etmekte büyük yarar var. Montrö, Türkiye’nin boğazların tapusu aldığı gündür. Bu antlaşmanın iptalini tartışmak bile aklıevvel olmakla eş değerdir.
Mesele şu: 104 amiralin gece yarısı bildiri yayımlaması… Sıkıntının kaynadığı da tam olarak budur. . Bu ifade türü yanlış mıdır, yanlıştır vesselam. Eğip bükmek kimseye bir şey kazandırmaz. Ayrıca buradan darbe filan da çıkmaz. Ancak o amiraller içinde FETÖ’nün Ergenekon, Balyoz kumpaslarıyla cezaevinde yatmak durumunda kalanların olduğunu da hatırlatmak gerek.
Siyasi cenaha baktığımızda önemli bir çoğunluk amiraller açıklamasına en sert tondan tepki gösterdi. İki lider ise farklı görüş belirtti. SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Herkes düşüncesini açıklayabilir” anlamına gelen değerlendirmede bulundu. Yeni parti oluşumu için çalışma içinde olan Muharrem İnce de, “Osman Öcalan'ı TRT'ye çıkarıp ifade özgürlüğü diyenler, ülkemizin çıkarları için endişelerini belirten emekli amiralleri darbecilikle suçlayıp sabaha karşı gözaltına alıyor,” çıkışını yaptı.
Sosyal medya, vesaire derken gele gele geldik, toplumsal bir ayrışmanın, tartışmanın orta yerine.
Gereksizlikler üzerine kurulan cümleler, bakın bir ülkeyi nereden nereye koşturuyor…
Vay benim güzel ülkeme, vah benim güzel ülkemin insanlarına…













