Dünyanın dört bir yanından hemen her gün felaket haberleri geliyor. Türkiye’den de öyle!
Sel, fırtına, kuraklık ve daha birçok doğa olayların faturası ağır can kayıplarıyla ödeniyor.
Özellikle son 20 yılda bu hadiseler artarak devam ediyor.
Bakın kısa kısa bilgiler verelim, sonrasında ne olduğunu anlatırız.
Birleşmiş Milletler (BM) iklim değişikliğinin etkileriyle ilgili fevkalade çarpıcı bir rapor yayımladı. Rapora göre, son 50 yılda, iklim değişiklerine bağlı olarak artan kuraklık, fırtına, sel ve aşırı sıcaklar yüzünden dünya genelinde 1 milyonun üzerinde kişi hayatını kaybetti.
Veriler, BM’ye bağlı Dünya Meteoroloji Teşkilatı’na (WMO) ait.
WMO Genel Sekreteri Petteri Taalas, 1970 ile 2019 yılları arasında dünya genelinde 650 bin kişinin kuraklık nedeniyle öldüğünü söyledi. Fırtınalar nedeniyle 580 bin, sel felaketlerinde yaklaşık 59 bin kişi yaşamımı yitirdi. Mevsim normalleri dışındaki sıcaklıkların etkisiyle hayatını kaybeden insan sayısı ise 56 bin.
Bir de işin ekonomik tarafı söz konusu… Bu zaman aralığında ekonomik açıdan en fazla zarar veren doğal afetler listesinin ilk sırasında fırtınalar var. Fırtınaların yarattığı ekonomik hasarın 521 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor.
İkinci sırada ise Türkiye’de de son dönemde sık sık görülen sel ve su baskınları yer alıyor. Sel ve su baskınlarının ekonomik maliyeti ise 114 milyar dolara yakın.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Levent Kurnaz, 2100 yılında Antalya’nın ikliminin ‘aynen Mısır’ın başkenti Kahire gibi’ olacağını söylüyor…
Prof. Dr. Kurnaz, seralar olmadan Antalya ve bu bölgelerde açıkta üretimin mümkün vurgu yaparken, “Ama seralarda serinletme amaçlı sistemler olması gerekecek, artık ısıtma amaçlı değil. Açıkta tarımsal üretim yapılamayacak. Seralarda şimdi ısıtma yöntemleri kullanılıyor, o zaman serinletme yöntemleri kullanılması ve bol su bulmak gerekecek. İnsanlar sıcaktan düşüp ölecek. Tamamen içeride ve klimayla yaşayabilecek böyle günlerde. Bu durumu ancak iklim değişikliği önlenebilirse değiştirmek mümkün. Bütün dünyanın kömür, petrol, doğal gaz yakmayı bırakması gerekiyor. Türkiye’nin özel bir şey yapmasına gerek yok, bütün dünyanın yapması gerekiyor iklim değişikliğini önlemek için. 2020’den 2100’e kadar yavaş yavaş kötüleşecek durum. İleri doğru gittikçe kötüleşecek.” Öngörüsünde bulunuyor…
Sulama politikalarının da mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğine işaret eden Kurnaz’ın bir başka vurgu yaptığı konu ise su ve şöyle diyor:
Kişi başına düşen su miktarı yılda 1360 metreküp. Bu rakam cumhuriyet kurulduğu yıllarda 8 bin metreküptü. 20 sene içinde 1000 metreküpe düşecek. Bu, su fakiri olmamız, demek. Suyun yüzde 75’i tarımda kullanılıyor. Tarımsal sulamada ciddi adım atmazsak ürünlerimizi üretecek su bulamayacağız…”
Bilim ve bilim insanları ezcümle diyor ki; insanlarca yapılan yanlışların bedeli olarak tabiat yüzümüze tükürüyor; yokluk girdabına sürükleniyoruz…
Durum bu…













