Bu topa girmemek olmaz; zira orta yerde memleket meselesi var.
Bakıyorum da şu sıralar ağzı olan konuşuyor, bilen de, bilmeyen de fikir beyan ediyor mesele Kayserispor olunca.
İki gündür gündeme taşıdığımız konu, “Ne olacak bu Kayserispor’un hali” sorusunun cevabıdır aslında. Lakin tarihi bilmezseniz, absürt aptal-saptal bir yola saparsanız.
Biz de tarihi hatırlatalım da zihinler daha berrak olsun istedik.
Hani son zamanlarda Kayserispor’un şirketleşmesi üzerine fikirler ortaya atılıyor ya… İşte o şirketleşme sevdası 1990’lı yılların başına kadar gider. Sarı-Kırmızılı takım için mahpus yatmayı bile göze alan efsane başkanlardan Osman Erköse döneminden tutun da, dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Şükrü Karatepe’nin içinde yer aldığı yönetimlere kadar, hep bir şirketleşme sayfası açılmıştır ama nafile.
Kayserispor adına şirketleşme sevdası bir çok kere var olmuştur ama daha sonra bu sayfa bir biçimde hasıraltında kaybolmuş kapanmıştır.
Konu buraya gelmişken, sorulması gereken soru belli: Şirketleşme spor kulüpleri adına kurtuluş reçetesi midir?
El cevap: Tabii ki hayır…
Bakınız, üç büyükler, Trabzonspor gibi kulüplere. Halka açık şirket olmalarına karşın, ekonomik olarak en borçlular olarak hep karşımızda arz-ı endam etmiyorlar mı?
O zaman soruyu genişleterek devam edelim: Şirketleşmeli miyiz, şirketleşmemeli miyiz?
Her ne kadar tekerleme kıvamına getirilmiş bir soru olsa da yol almayı sürdürelim.
Günümüzde kötü örnekleri olsa bile, evet, Kayserispor şirketleşmeli… Hem de öyle bir şirketleşmeli ki, tüm Türkiye’ye örnek olmalı.
E o zaman nasıl olmalı diye herkesin aklındaki soruyla yol alalım…
Önceki gün, Tv Kayseri’de Murat Metiner moderatörlüğünde yayımlanan “Sahadakiler” programına konuk olan duayen isim sanayici, iş adamı, eski KTO Başkanı Yılmaz Büyüknalbant’a kulak vermek lazım…
Önce bilmeyenler için anlatalım, sonra bıraktığımız yerden konunun önemine atıfta bulunuruz.
Kayserispor, 1988-89 sezonunda en dibi gördü. Yani 3. Lig’e düştü. Bir basamak daha aşağı gitse, amatör kümeye yol alıyordu. İşte bu dönemde yok oluşun sinyalleri alenen ortaya çıkmışken, muazzam bir hamle geldi. O günün Büyükşehir Belediye Başkanı rahmetli Niyazi Bahçecioğlu ve iş insanı Yılmaz Büyüknalbant, kolları sıvadı, çok geniş kapsamlı oluşturulan bir yönetim kurulu ile sil-baştan tarih yazdılar. 3. Lig şampiyonluğu… Hemen ertesi yıl 2. Lig şampiyonluğu ile o günkü adıyla 1. Lig, bugünkü adıyla Süper Lig’e konuşlanan bir başarı öyküsünün arkasındaki isimdir Yılmaz Bey…
Dününü bilmeyen, yarınını hiç bilemez derler. Aslında o günlere dair yazılıp çizilecek çok şey var ama onu da bir ara kaleme alırız, geleceğe ışık tutması adına.
Dönersek bugüne ve şirketleşme… İşte o günlerde Kayserispor’un kurtarıcıları arasında yer alan Yılmaz Büyüknalbant, ayrıntılarıyla niçin şirketleşilmesi gerektiğini tane tane anlatıyor. Ellerinde de müthiş bir program ve done var; resmen kurtuluş reçetesi. Hem Gazete Kayseri’de anlattı bu reçeteyi, hem de Tv Kayseri’de. Dedim ya; iyi okuyan herkes ne denli geçer akçe bir şirketleşme olduğunu anlar. Ben bu detaya hiç girmeyeceğim, meraklıları okuyup idrak etsin. Yalnız altını ısrarla çizmeliyim ki, Yılmaz Bey, Kayseri’ye “Şirketleşmenin, borsaya açılmanın” dersini veren en önemli kişidir.
Hiç kimselerin inanmadığı dönemde, kendi şirketini halka açan ve borsaya Kayseri adına imza atmış bir kimliktir.
O halde, mali manada kıvranan Kayserispor’un çıkış yolu bellidir: Şirketleşme sesine, şehir kayıtsız kalmamalıdır, vesselam.












