Kayseri’de pandemi döneminin yetmez ama evet günlerinden geçiyoruz.
Bu şehir sıkıntılı günler yaşadı. Salgının pik yaptığı, uç değerlere ulaştığı zamanlar oldu. Biraz filmi geriye sararsak, kısıtlama kararı alınmadan önce hastanelerde yatak doluluk oranı can sıkıcı seviyeye kadar ulaşmıştı. Şimdilerde ise belirli bir iyileşme var; ancak bu kimseyi boş beleş bir rehavete sürüklemesin.
Bir tarafta mutant (Fizyolojik ve biyolojik özelliklerde gözle görülebilir değişim) virüs tartışmaları ve korkutan yüzde 70 oranında daha fazla bulaşa sebep olma, diğer yanda ise bir türlü kullanıma giremeyen aşı çalışmaları ve beraberinde getirdiği tartışmalar derken, dün Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hiç kimsenin istemediği haberi verdi.
DSÖ baş bilim insanı Dr. Saumya Swaminathan, aşıların hızla uygulamaya başlanmasının rehavete neden olmaması gerektiğini ve nüfus bağışıklığının sağlanmasının zaman alacağının altını çiziyor, “Önümüzdeki 6 ay tetikte kalmalıyız” diyor. Salgının sönümlenmesini ise 2021’in sonu, 2022’nin başına kadar süreceğini anlatıyor.
Nüfus bağışıklığı yani toplumsal bağışıklık… Bu sağlanana kadar şimdilik kaydıyla en az bir yıllık süreden bahsediliyor. Elbette iç açıcı bir tablo yok önümüzde. Görünen o ki, bir yıl daha pandemi kuralları çerçevesinde maske-mesafe-temizlik üçlemesiyle hayata yön vermeye devam edeceğiz. Tabii ki bir de sosyal hareketliliğin içinde olmamak koşuluyla…
Bilim insanları, bir yılı aşkın süredir yer kürenin baş belası olmaya devam eden Covit-19 salgını adına hemen hemen şu değerlendirmede hemfikir: “Tünelin ucunda bir ışık var. Ancak o ışığı görmek için geçmemiz gereken bir tünel daha var.”
Kayseri Tabip Odası Başkanı Mehmet İlhan Şahin de, dün gazetemize yaptığı açıklamada benzer ifadeler kullanmış, korona virüs salgınından bahsederken “2021, 2020’den daha iyi olacak” demişti.
Tüm bu açıklamalar ışığında ortaya çıkan tablo net: Yeni normale alışarak, kurallara uyarak yaşamaya devam etmek zorundayız; elbette umudu kaybetmeden ve de enseyi karartmadan!













