Konuşuruz, örnekler veririz ama iş icraat ortaya koymaya geldi mi, tıkanır kalırız... Oysa karşımızda hayata dair birçok ibret tablosu vardır; lakin görmeyiz, görmezden geliriz ya da işimize gelmez galiba...
Tecrübeyi çöp sepetine gönderirken, uçuk-kaçık şeyleri baştacı ederiz. konu buraya gelmişken, bugün elektronik ileti yoluyla bana ulaşan öğütler sizlerle paylaşalım istedim. Sözü uzatmayalım, buyrun:
Eski zamanların birinde, bir adam varmiş. Bu adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiş ve uzun yıllar byunca çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu çalışma sürecinde toplam 3 bin akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş. Evine dogru giderken yolu büyük bir şehirden geçmis.
Yolda yürürken köşe başında birisi "Bir nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe" diye bağırıyormuş.. Adam düsünmüs: 'Nasıl olur, bir nasihati bin akçeye satarlar, ben yılarca çalıştım ve sadece 3 bin akçe biriktirdim' Bu işe pek aklı ermemiş ama merak işte. Duramamış ve adama bin akçe vererek o nasihati satın almış. Nasihat, " Kaderde ne var ise o çıkar"mış. Ve yoluna devam etmiş adam...
İlerde yine köşe başında başka bir adam bağırıyormuş "Bir nasihat bin akçe" diye. Adam yine dayanamamış bin akçe de daha vermiş ve ikinci nasihati da satın almiş. Ikinci nasihat da: “Gönül kimi severse, güzel odur.."
Son kalan bin akçesi ile de yoluna devam etmiş. Tam şehrin çıkışında yine köşe başında bir adam bir nasihati bin akçeye satiyor. Adam bir parasına bakmış, bir de nasihati satan şahsa, dayanamamış ve kalan son akçesiyle de o nasihati satın almiş. Son nasihatte;"Hiç bir iş aceleye gelmez"miş.
Parasız-pulsuz yoluna devam etmiş.
Sehrin çıkışında büyük bir topluluk ile karşılaşmış.
Topluluk telaş içindeymiş. Yaklasmış ve oradakilerden birine neler olduğunu sormuş. Oradan birisi açıklamış, demiş ki : Burada şehrin tüm su ihtiyacini karşılayan bir kuyu var, ama kuyunun içinde de canavar var. Canavar suyu tutmuş, göndermiyor. Asağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı. Şimdi herkes korkuyor asağı inmeye.." Adam düşünmüş ve ilk satın aldigi nasihat aklına gelmiş; "Kaderde ne var ise o çıkar.."
Aşağı inmeye karar vermis.
İnince canavar hemen yakalamış ve adama demiş ki: "Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eger sen bilirsen seni serbest bırakırım. "
Ve bir dizine sarışın ve dünya güzeli bir kadın, diger dizine de kurbağa koymus sonrasında da sormuş: "Söyle bakalım hangisi güzel?" Adam düşünürken aklına ikinci aldığı nasihat gelmis ve "Gönül kimi severse güzel odur" demis. Bu cevap canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar, kurbağanın gözlerine aşıkmış.
Adamı salmış ve suyu bırakmış.
Almışlar krala götürmüşler ve ağırlığınca altın vermişler adama.
Adam yoluna devam etmiş ve nihayet evine ulaşmış..
Evinin camından içeri bakımış. Bir de ne görsün; karısı genç biri ile diz dize oturuyor.
Hemen kılıcını çekmiş ve tam içeri girerken üçüncü nasihat aklına gelmiş; "Hiçbir is aceleye gelmez.."
Kılıcını kınına koymuş ve içeri girmiş. Sonra karısına o genci sormuş. Kadın da cevap vermiş: "Bey, sen gittiginde ben hamileydim... Ve sonrasında bir oğlumuz oldu. Bu genç de senin oğlun..."
Hayat bu; kıssadan hisselere kulak vermek lazım. Zira hiç bir şey göründüğü gibi değildir.













