Gazeteci, her şeyi bilen değildir; kimin neyi bildiğini bilendir…
Yazarken de, çizerken de, konuşurken de, bilgi, bilim, bilimsellik adına konunun uzmanlarına, daha doğrusu işin ehline müracaat olmazsa olmazdır.
Bu girizgâhın ardından esas meseleye doğru yol alalım isterseniz.
Kamuoyunun bildiği gibi, Kayseri’de yeni bir tıp fakültesi kurulması adına ciddi girişimler söz konusu.
Senato faslı var…
YÖK faslı var…
Cumhurbaşkanı onayı var…
Hemen hemen safhaları bunlar.
Sonrasında ise Şehir Hastanesi yeni tıp fakültesinin merkez üssü olacak. Açıklamalar bu yönde…
Bizde bir bilene sorduk... Dedik ki, Şehir Hastanesi bünyesinden bir tıp fakültesi daha çıkar mı?
Şayet bu karar hayata geçirse nasıl olur?
Ve buna benzer birçok soru…
Şehir Hastanesi’nde görev yapan, bilgisine, düşüncesine inandığımız hekim arkadaşlarımıza sorduk. Onlar bakın neler söyledi:
-Biz burada zaten eğitim veriyoruz. Asistanlarımız, uzmanlık adaylarımız hepsi uygulamalı olarak eğitime tabi tutuluyor. Bu anlamda fiziki şartlarımız filan gayet iyi sorun yok. Fakat siz hazırlık ve birinci sınıftan başlamak kaydıyla bir tıp fakültesinden bahsediyorsanız, o fiziki şartlar uygunluk arz etmiyor.
Bakın şimdi… asistan ve uzman yetiştirme adına bir misyon üstleneceksiniz, dert değil. Zaten öyle bir eğitim Şehir Hastanesi’nde uygulamada. Ancak dörtbaşı mamur bir tıp fakültesi düşüncesi varsa, koşullar uymuyor.
Bu işi düşünenler, kervan yolda düzülür… Hele bir başlayalım, gerisi Allah kerim diye yola çıktıysa bilemiyorum… Lâkin önce şu temeli atalım, altyapısını sonra hallederiz mantığının da bu ülkede hep büyük sıkıntılara sebebiyet verdiğini de bilenlerdenim.
Mesele gayet basit ve net: Laf olsun torba dolsun babından yola çıkılıyorsa, yazık olur. Yani yapacaksanız, tam yapın. Zira yarım yamalak işler önünde sonunda baş ağrıtmıştır ve hiç unutulmamıştır!













