Basitliğe vurgu yapmak için sıklıkla kullanırız, ‘sudan sebepler’ ifadesini. Oysa su hayatın ta kendisidir.
Bakınız, yerkürede yaklaşık bir milyar insan, suya erişimde sıkıntı yaşıyor. Yıllar ilerledikçe bu rakamın daha yükseklere tırmanacağına kesin gözle bakıyor bilim insanları. Birleşmiş Milletler de (BM), 28 Temmuz 2010 tarihinde aldığı kararla, ‘temiz içme suyuna ve hıfzıssıhhaya erişim, temel bir insan hakkıdır’ dedi. Bu günlerde yaklaşık bir milyar insanın ulaşamadığı güvenli içme suyu meselesi, 2050’ye gelindiğinde 5.7 milyar insana dokunacak. Varın gerisini siz düşünün artık.
Hani zaman zaman su savaşlarından bahsedilir ya… Şu rakamlardan sonra gelecek yılların ne getireceğini kestirmek gerçekten zor. Ayrıca burada ifade etmekte yarar var; Türkiye su kaynakları sınırlı bir ülke.
Türkiye böyle de, Kayseri’de durum nasıl?
Onu da Kayseri Su ve Kanalizasyon İşleri (KASKİ) Genel Müdürü Doç. Dr. Özgür Özdemir’e sorduk, kendisi cevapladı:
Şehirde 2050 yılına kadar içme suyu sıkıntısı söz konusu değil…
Ya sonrası?
KASKİ geleceği planlama adına geniş yelpazeli bir çalışma içinde… Yani 2050 yılı sonrası için neler yapılabilir, şimdiden masanın üzerinde ve ders gibi çalışılıyor bu konu.
Örneklendirirsek; Kayseri’de ortaya 4 kişilik bir aile ayda 11-12 ton arası su kullanıyor. Bu dünya genelinde israf kabul edilmeyen bir rakama tekabül ediyor. Standart ve dengedeyiz ama yine de gelecek nesiller adına su israfından kaçınmamız gerekiyor…
Kıymetli bir örnek daha verelim: Küresel ısınmayla birlikte kuraklığın bütünüyle dünyayı etkilediği koşullar içinde, Türkiye’de kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı bin 500 metreküp. Su fakiri değiliz ama suyu akılcı bir biçimde kullanmaktan başka çıkar yol yok. Zira 2030 yılına gelindiğinde kişi başına düşen oran, bin 100 metreküp olarak öngörülüyor.
Daha fazla geç olmadan, suya da dokunun, sabuna da…
Ve… Su gibi aziz olun!













