Bir dönemin sonuydu dünkü tarih…
14 Nisan-17 Mayıs tarihleri arasında uygulanan kısmi ve tam kapanma günlerinin ardından hayat normal akışına dönmeye başladı bile.
Nargile kafeleri ve müziğin 24.00’da susmasını bir kenara bırakırsak, uzunca bir zaman dilimine takabül eden dönemin ardından adım adım özgürlüğün tadını çıkarma adına yeni bir başlangıçtayız. Mart 2020 yılında hayatımıza karabasan gibi çöken koronalı-kısıtlamalı yaşam koşullarının ardından atılan normalleşme adımları nefes almak gibi bir şey; kıymetini bilmek lazım.
Bu bela, tüm insanlığa bir konuda adeta ders verdi… Özgürlüğün ne demek olduğunu adeta bireyler yeniden keşfetti. İşte tam bu noktada, yeniden kazanılan bugünleri heba etmemek adına, hepimize ama hepimize önemli görevler düşüyor.
Kuşku yok ki, yasakların kalkması ve normalleşme adına atılan adımlarda aşı çalışmalarının payı büyük. Hatta bu illetten kurtulmanın şu an itibariyle en kestirme yolu da aşı olmak. Türkiye bu anlamda önemli mesafe kat etti. Dün 50 milyonuncu doz sınırı aşıldı. Tabii ki bizim baktığımız rakam, iki doz aşısını olan kişi sayısı. O da 15 milyonun üstüne çıktı. Artık bu saatten sonra aşı karşıtlarının bilime karşı verdiği mücadeleyi bir kenara bırakarak, yaz mevsimin sona ermeden toplumsal bağışıklığın sağlanması, adına, refleks geliştirmeliyiz. Eğer ayağımıza kadar gelen bu fırsatı tepersek, bir kez daha özgürlüğümüzün elimizden alındığı günlere tanıklık etmek durumunda kalırız.
Dünyanın birçok ülkesi aşı temini noktasında kıvranırken, biz sağlanan bu imkânı berhava edersek, yalnızca kendimize değil, Türk toplumuna zarar vermiş oluruz. Yani yol yakınken, bilinçli vatandaş olarak gereğini yerine getirmeliyiz. Siz bakmayın, “Salgın yok, aşı da neymiş” gibi bir absürtlüğün üzerinden yol almaya çalışanlara… En küçük bir sağlık sorununda doktorun yolunu tutan, bilim ve bilimselliğe teslim olanlar, şimdilerde kulaktan dolma rivayetler üzerinden insanları etkileme çalışıyor. Onlara karşı, yokmuş gibi davranmak en makul ifade olacak.
Aşımızı olalım, maske, mesafe ve hijyen kuralları çerçevesinde hareket edelim, toplumsal hareketliğin içinde olmaktan kaçınalım ki, şu melun şey bir an önce hayatımızdan çıksın.













