Döviz almış başını giderken, etiketlere zam yapmaktan bitap düşenler vardı; aylardır aynı filmi başa sarıp izlemek zorunda kaldık.
Zam üstüne zam binerken…
Vatandaşın beli bükülürken…
Piyasalarda belirsizlik hali hâkimken…
İktidar erki, döviz garantili TL hesabı üzerinden hamlesini yaptı ve beklenen oldu. Birkaç gündür döviz belirle seviyede seyrediyor, şimdilik bir sorun görünmüyor…
Pek âla, dolar 18 lirayı aşarken bindirim üstüne bindirim yapanlar, 12-13 lira seviyesinde yaptıkları zammı geri aldılar mı?
Ne mümkün…
Fiyatlar aynen, bildiğiniz-bildiğimiz seviyede kaldı…
Kur 18’ken de, rakamlar aynıydı, şimdi de öyle…
Bakınız fiyatları geri çekmesi gereken kim veya kimler varsa, uyuma; kulağının üstüne yatma modunda…
Yukarıda okuduğunuz satırların mürekkebi henüz kurumadı. Dün yazmıştık bunları. Tevafuk mudur, tesadüf müdür bilinmez, Ticaret Bakanı Mehmet Muş sosyal medya hesabından neredeyse eşdeğer cümleler kurdu ve net bir uyarı yaptı:
"Fırsatçılara göz açtırmayacağız. İhlalde bulunanlara hukuki çerçevede en ağır cezaları vereceğiz. Vatandaşımızın hakkını-hukukunu kimseye çiğnetmeyiz!"
Döviz-TL bandından yüzde 40’a varan toparlanma süreci yaşanırken, hâlâ ve ısrarla raflarda, çarşı-pazarda yangın sürüyorsa, burada iyi niyet aramak mümkün değil. İşte bu sebeple, “En ağır cezaları vereceğiz” ifadesi sözde değil, özde olmalı… Yani gözünü vatandaşın cebine diken açgözlülere karşı serbest piyasa ekonomi içiresinde kalmak kaydıyla gereken misliyle yapılmalı… Yani kim hangi dilden anlıyorsa, o dilden konuşulmalı…
Aksi halde yağmur yağdı zam… Güneş açtı zam… Dön baba dönelim zam… Bu işin önü sonu bir biçimde alınmalı, hatta zor günlerin ahlaksızları ve zebunküşleri, toplum önünde teşhir edilmeli. Hem de hemen ve zaman kaybetmeden!













