Hayatın, her alanında şiddet ile karşı karşıyayız.
Kimsenin kimseye tahammülü kalmadı.
Öfke-şiddet sarmalının zamanı-mekânı yok. Biz biliyoruz ve bu köşeden de bilmem kaç kere gündeme getirdik, anlatmaya çalıştık; yolda, otobüste, tramvayda, markette, bakkalda, hastanede, pastanede, kafede hâsılı aklınıza neresi geliyorsa şiddet aramızda ve kol geziyor… Fakat bugün anlatacaklarımız akıllara ziyan…
Şiddetin yaşandığı yer, kardeşlik hukuku ve güzel ahlakın tecelli etmesi gereken alan olarak kabul gören sporun tam orta yeri, yani içi…
O zaman anlatalım; Kayseri Amatör Küme’de futbol alanının olağan akışı içinde tamamlanan ve futbolcuların soyunma odasına yöneldiği karşılaşmanın ardından yaşananlar, akıllara zarar görüntülerle gündem oluşturdu. Genç bir oyuncu, takımına ve antrenörüne, sinkaflı cümleler eşliğinde saydırıyor… Antrenör de o oyuncuya karşılık veriyor ve boğazını sıkıyor. Tam bir rezalet örneği yani. Bu meşum olaydan geriye kalan teselli ise özür dilenerek olayın nihayetlenmesi…
Fakat kardaşim, siz yıllarca sahalarda, “Vur, kır, parçala, ölümüne oyna” gibi sloganik ifadeleri tribünlere taşırsanız, karşınıza da böyle ecüş-bücüş vaziyetler çıkar.
Ne yazık ki gele gele bugünlere geldik işte…
Şiddetin soyunma odasına inmesi garibinize gitti mi? Açık ve dürüstçe cevap vermek gerekirse, benim adıma hiçbir sürprizi yok bu işin. Zira bilmem kaç kere anlatmaya çalıştık; yalnızca futbola mahsus değil, hayatın her alanında, edebi, adabı, nezaketi, zarafeti ve de en önemlisi insan olmayı unuttuk. Kıymet arz eden ve Türk milletini sapasağlam ayakta tutan ne kadar kültürel değer varsa erozyona uğradı, avuçlarımızın içinden kaydı, bizleri terk etti gitti.
O zaman daha anlaşılır biçimde yazalım; şaşırmayın kardeşim, büyük çoğunluğun dışa vurumudur o soyunma odasında yaşananlar. Yukarıda kurduğumuz cümlede daha anlaşılır dedik ya ifademiz yarım kalmasın: Bunlar daha iyi günlerimiz… Her gelen yıl, hiddet ve şiddet adına geçen yılları mumla aratacak. Zira toplumu dört bir koldan saran adaletsizlik duygusuna eşlik eden günlere toplumsal çürümüşlüğü de ilave ederseniz, yaşadıklarımızın tamamının tesadüf olmadığı anlarsınız…
Ve işte bu durum, toplum en önemli beka sorunudur…













