Aşı ol.
-Olmam…
Tedbir al.
-Almam
Kovit-19 salgın günlerinde birde bu tiplerle uğraşmak durumundasınız.
Yahu arkadaş, bizler Türk milleti olarak kavunu-karpuzu manava seçtiririz ama iş bilim ve bilimselliğe gelince, ömrünü tababete vakfeden insanları kulak ardı ederiz. Bu ne menem şeydir, nasıl bir çelişkidir..?
Kerameti yalnızca kendi zekâsında arayan tipler, adını bile doğru yazmaktan acizken, resmen bilimin üzerinde tepinmek adına direnç gösteriyor.
Aşıya dair fikri var…
Koronavirüse dair fikri var…
Tedavi yöntemine dair fikri var…
Sen şak diye söyle, onlar tak diye gereğini yapar(!)
Yani mutlaka bir fikir beyan eder…
“Senin iştigal alanın ne?” diye sor, “Serbest meslek” cevabını verir. Yani boş gezenin boş kalfası. Lakırtı bol, tevatür çok...
Bakın çevrenize, bu tiplerden sayıları hiçte azımsanmayacak kadar görürsünüz. Hiçbir bilgiye sahip olmadıkları hangi alan varsa, konuşur da konuşurlar. Üstüne üstlük kendilerine kulak veren bir kitle, mutlaka vardır…
Hayal dünyalarını, ya da kulaktan duydukları ne ise gerçeğin bizatihi kendisi gibi anlatırlar, aktarırlar. Sonuç al sana dezenformasyon. Hadi bakılım, şimdi çık işin içinden.
İşte aşı ve salgında geldiğimiz durumun özeti budur.
Oysa ayağı burkulduğunda hekime koşanlar, bugün salgında hekimlerin ortak görüşüne savaş açmış vaziyetteler.
Cehaletin temayüz ettiği, kutsandığı şu günlerde, salgın vaka sayıları ha bire arterken bize sık sık soruyorlar, “Yine kapanır mıyız, kısıtlama gelir mi” diye.
Bize ne hacet birader, aşıdan salgına, ekonomiden dış politikaya her konuda fikirsiz fikirli herbokologlara sorun, olsun bitsin!













