Siyasi kulvarda sabahtan akşama, akşamdan sabaha çok şey değişir.
Düzen dünden bugüne hep böyle gelmiştir, sanki böyle de devam edecek gibi görünmektedir.
Verilen sözler, eleştiriler filan bir de bakıvermişsiniz, uçup gitmiş, düzen değişmiştir; hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını tanıklık etmekle kalakalırsınız.
Benim güzel ülkemde siyasetin şekli ve rengi değişecekse-ki değişmeli-işe siyasi partiler yasasından başlanılması zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hani sık sık duyarız ya, “Demokrasinin vaz geçilmez unsurları siyasi partilerdir” diye… Ne yazık ki, demokrasi, birçok siyasal partinin kıyısından köşesinden geçmez. Geçmez geçmesine de, “Demokrasi de demokrasi” diye ısrarlı ifadeler bir biçimde karşımıza çıkar.
Her siyasal akım, demokrasi ister ama kendi partisinde demokrasi yoktur nedense…
Biz buna lider eksenli demokrasi diyelim. Zira liderin iki dudağı arasından çıkan isimler, listenin istenilen yerinden hedefe yürür.
Elbette Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz.
Yıllardır aynı hikâye, aynı terane.
Beylik laflar, kalıp, klişe cümleler…
Aman demokrasimiz yara almasın…
Doğru, gerçekten almasın da parti içi demokrasi ne olacak?
Sırf lider iradesinde hayat bulsun denilerek bugünlere gelinen anlayışı nereye koymalıyız?
Siz kendi delegelerinizi seçtirmezseniz, üye kayıtlarını sağlıklı biçimde yapmazsanız… Ve dahi sandığı kendi siyasal yol arkadaşlarınızdan sakınırsanız bunu ne ile izah etmek mümkün?
Orta yerde bir realite var ama kimse ne duyuyor, ne görmek istiyor…
Hepi topu, tut şunun ucunu götürelim abi terennümleriyle “Cambaza bak, cambaza” diyorlar. Bizler de bakıyoruz…
Önüne yün yumağı atılan kediler gibiyiz…
Hatırlayanlar vardır sanırım; dönemin Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın, “Bu ülkeye komünizm getirilecekse, onu da biz getiririz” sözünü. Eminim ki aklınızın kıyısında köşesinde kalmıştır bir biçimde.
Ezcümle, “Halk için her şeyin en iyisini biz biliriz” demeye getiriyor.
Devletin ve dahi ülkenin tek sahibi olduğu hissine kapılanların en güzel yansımalarından biridir tarihi mâl olan söz konusu ifade...
Demem o ki, siyasi partilerde de zihniyet ve demokrasi anlayışı 1950’li yıllardaki gibi…
Vatandaşa ve partililere, “Kimi aday yapacağımızı-yapmayacağımızı biz sizlerden daha iyi biliriz… Kendinizi yormanıza hiç gerek yok” diyorlar.
Net olarak özet şu: Ele verir talkını, kendi yutar salkımı…
İşte bizim demokrasi anlayışız da bu; işinize gelirse!













