“Pehpehlerle, pohpohlarla çok itleri at yaptık.
Uçurduk ta göklere, alkıştan kanat yaptık.
Hiç yoktan başımıza koca saltanat yaptık.
Üstüne çul vursanız, it onu kanat sanır,
Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.”
Namdar Rahmi Karatay böyle diyor
Yukarıda yer alan ifadelere katılırsınız, katılmazsınız ama liyakatin olmadığı yerde, deyim yerindeyse bastığınız yerde ot bile bitmez!
Hal böyleyken ve ülke olarak mutsuzluğu adeta ekmeğe katık ederken, nasıl olacak da düzelecek her şey?
Sığ tartışmalar…
Kısır çekişmeler…
Saçma sapan suni gündemler…
Ve kemanın teli gibi gerilen sinirler…
İyi de bu işin çıkış yolu ve sonu var mı?
İşte orada umuda dair kırıntı bile göremiyoruz, neden mi?
Bunca hiddet, bunca şiddet yüklü sosyolojik bir tabandan aksi bir sonuç beklemenin bir mantığı da, dayanağı da yok zaten.
Liyakat diye başladık ya, onu kaybetmek, geleceği ipotek altına almakla eş değerdir.
Yani liyakat yoksa, adalet de ülkeyi terk etmiştir.
Sonrası bilinmezliğe yolculuktur, vesselam.
İşte o yüzdendir ki, katman katman büyüyen ve cinnet sarmalına doğru hızla evriliyoruz. Kaos hepimizi hayatın her alanında pusuda bekliyor.
Dahası da var tabii olarak, toplumu bekleyen en büyük tehlike, yaşanan her türlü müptezelliği artık kanıksamaya başlamaktır, ki geldiğimiz nokta da burasıdır.
Ve sağduyulu insanlar olarak çıkış yolu arıyoruz, hepsi bu!
Öyle bir yol da gözükmüyorsa, yapacak tek şey akıl sağlığımıza mukayyet olmak...
Namdar Rahmi ile başlamıştık ya yazıya, O’nunla da bitirelim o zaman:
"Anlayana sivrisinek saz gelir...
Toysun oğul, her ne desem vız gelir,
Doğru sözüm hor görülür, yoz gelir.
Her yeni şeyden sana bir hız gelir,
Her köşeden bir nice avaz gelir,
Anlayana sivrisinek saz gelir,
Duymayana zurna, davul az gelir."












