Üç gündür yazıyoruz. Kayseri’nin Talas İlçesi’nde ‘Şehitlik’ tabelasının işaretlenmesine karşın, kendisi bulunamayan ve üzüm yetişen bu topraklara dair…
Ortada bir iddia var… İddianın sahibi İYİ Parti Talas Teşkilatı. Kendilerinin açıklamalarına göre, Kurtuluş Savaşı yıllarında yaralanan ve tedavi için Talas’a getirilen 400 kahramanın şehadet şerbetini içmesiyle sonuçlanan, tedavi günlerinin ardından defnedildikleri alanın üzüm bağına dönüşmüş olması.
Konu, şehitliğin adı var ama kendi yok.
Bu durum üzerinden yapılan açıklamalar Talas Belediye Meclisi’nde tartışmaya açıldı. İddianın sahibi İYİ Parti önerge verdi, Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da, konuya ne kadar vakıf olduğunu anlattı:
“Ben Büyükşehir Belediyesi’nde genel sekreter iken bu konu gündeme geldi ve benim de bu konuda epey emeğim oldu. Dönemin belediye başkanı Sayın Rıfat Yıldırım Bey’in de sağ olsun bu konudaki hassasiyetinden dolayı epey bir araştırma yapıldı. Kendisi bizzat üstlendi ve birlikte bir çalışma yaptık. Arkadaşlarımızı Kızılay ve Genelkurmay’ın arşivlerine yönlendirdik.
Arşivlere yöneldiğimizde yaklaşık 500’ün üzerinde varaka yani sahife tarandı. ‘Orada lahit ya da mezar taşı bulunmadığı aynı zamanda da böyle bir isimlendirme olmadığı’ bilgisi geldi. Genelkurmay kayıtlarında yok, Kızılay’ın kayıtlarında yok sadece burada Amerikan Hastanesi başta olmak üzere o günkü şartlarda yapılan sahra hastanelerinde ölenlerin Yukarı Talas Bölgesi’ne defnedildiği noktasında bilgi var.
Biz Talas Belediyesi’nde göreve gelir gelmez ilk olarak hemen “Şehit Aileleri Birimi” kurduk. Şehitlerimize ve gazilerimize saygımız sonsuz. Burası şehitliktir dendiğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Genelkurmay’ı tek bir şehidimiz bile olsa onu bulur, gerekli çalışmayı da anıtı da yapar. Burasıyla ilgili resmi bir kayıt çıkmadı. Elbette bir şehitlik yapılması bizim de arzumuzdur ve bu şehitlik anıtını Millet Bahçesinin içerisinde düşünüyoruz.
Bununla beraber şimdiki sahibiyle görüştüğümde, “Bana bir tane belge getirin, burayı hibe edeyim” dediğini o günlerden hatırlıyorum. Böyle bir belge yok, işaret de yok. Arşivlerde de bir tarama yapılmış. Yani bundan 3 dönem önceki sayın belediye başkanımız zamanında da epeyce araştırılmış bir konudur.
Şimdi bu konuyu yeniden gündeme getirmek elbette mümkün. (İyi Partililere hitaben) Siz bana bir tane belge getirin, hemen işleme koyayım. Dilekçedeki sözünüze takıldım, “Saptanmıştır” diyorsunuz. Saptamak bir şeyi belgelemek demek, böyle bir belge yok. ‘Yöre halkının böyle ifadesi var’ deniyor. Zamanında belediye başkanımız yöre halkının ifadelerini ciddiye almış ve Genelkurmay’dan, Kızılay’dan Büyükşehir Belediyesiyle beraber işi araştırmış. Zamanında ben de bu işin içerisindeydim. Şimdi müsaade ederseniz, tabi ki şehit hepimizin şehidi, sizden ricam bu dilekçeyi birtakım belgelerle destekleyin öyle gündeme alalım.”
Doğrusunu söylemek gerekirse burada iş artık tarihçilere, arşivlere kalıyor. Söz konusu bahisle ilgili bilgi-belge bulunursa eminim ki, gereken yapılacaktır. Bu anlamda içimiz müsterih oldu. Bakalım konuyla ilgili zaman ne gösterecek?













