Gerçeği göre-bile çarpıtma ve bununla birlikte her türlü çıkar müptezelliğini kendine şiar edinenler dünyasından geçiyoruz…
Ve ne yazık ki sözde bazı gazeteciler, kulis bilgisi, duyum diye aklına eseni konuşuyor-yazıyor, bunun adına da yorum deniliyor, yersen…
Adam mabadından uyduruyor, sayıyor, saydırıyor konuşuyor, yazıyor, ‘Ben böyle duydum’ deyip işin içinden sıyrılıyor; ne âlâ memleket değil mi?
İnsanlar artık bu durumdan sıkıldı.
Köşe başlarını tutanlar, ekranlarda arz-ı endam edenlerin önemli bir bölümü, sınırsız sallama hayal ürünleri üzerinden topluma yön-ayar verme derdinde... Ne kadar ham hayal varsa, karşımıza çıkıyor, önümüze boca ediliyor…
Yahu arkadaş, kulis haberciliği eskiden gazeteciliğin en prestijli alanlarından biriydi. Kulislerde dönen gerçek bilgileri, güvenilir kaynaklardan teyit ederek aktarmak, okuyucuya perde arkasını göstermek demekti. Deneyimli, imzası olan gazeteciler bu haberlerle gündem yaratır, siyasi kararları önceden haber verirdi. Ancak bugün durum çok farklı. Kulis adı altında spekülasyon, dedikodu ve manipülasyon yayılıyor. Bir siyasetçinin ağzından çıkan her cümle hemen "kulis bilgisi" diye servis ediliyor, doğrulanmadan yayılıyor. Bazıları WhatsApp gruplarından, Twitter'dan duyduklarını ‘kaynak’ diye sunuyor. Birkaç gün sonra yalanlanıyor ama zarar verilmiş oluyor: Kamuoyunda yanlış algı oluşuyor, güven erozyonu derinleşiyor. E haliyle büyük bir güven kaybı yaşanıyor…
Okuyucu-izleyici artık "Bu haber mi, yoksa birinin ajandası mı?" diye soruyor. Bir partiden sızdırılan yalan yanlış bilgi, rakip partiyi yıpratmak için kullanılıyor; gazeteci de farkında olmadan aracı oluyor. ‘İddiaya göre’, ‘kulislerde konuşuluyor’, ‘duyumlara göre’ gibi ifadelerle sorumluluktan kaçılıyor. Gazetecilik dedikodu yapmak değil; yazılanı kanıtlamakla yükümlü olmak demek. Doğrulanmamış duyumları bilgi diye sunmak, mesleğin onurunu zedeliyor ve örseliyor.
Sağduyulu insanlar haklı bir tepki içinde ve bu tür yorumlara inanmıyor ve bu tip sözde gazetecilik yapanlara sert tepki veriyor. Sosyal medyada, sokakta herkes ortaya çıkan duruma hikâye ve ‘kulis masalı’ diyor.
Medya zaten zor bir dönemde; baskılar, sansür, ekonomik sıkıntılar var. Ama kendi içinde de bu sorumsuzluğu düzeltmezse, yok oluşa sürüklenen güven tamamen kaybedilir. Tecrübeli gazetecilerin dediği gibi: Kulis haberi imza taşır. Güvenilir, tekzip edilmemiş bir gazetecinin haberi değerlidir. Bugünse birçok "kulis" haberi, kaynağı belli olmayan, manipülasyona açık paylaşımlardan ibaret. Çözüm basit ama zor: Gazetecilik etiğine dönüş. Doğrulatmadan yayın yapmamak, spekülasyonu yorumdan ayırmak, kaynağı korumak ama haberi temelsiz bırakmamak. Okuyucu da artık daha uyanık; her şeyi sorguluyor. Belki bu sıkılma hali, medyayı temizlemeye zorlar. Çünkü güven olmadan gazetecilik olmaz, sadece gürültü olur. İnsanlar doğru bilgiye aç. Kulis masallarıyla değil, gerçek haberlerle beslenmek istiyor. Zamanı çoktan geldi; ya mesleğe sahip çıkacağız ya da bu gürültüde daha da boğulmaya devam edeceğiz, vesselam.













