Cumhuriyet’in kuruluşunun 97. Yıldönümünü kutluyoruz bugün.
Padişah kulluğundan, vatandaşlığa dönüşümdür 29 Ekim; ama anlayana.
Bitmiş bir Osmanlı bakiyesinden, Türk Ulusunun yeniden doğuşudur.
Damat Feritler, Ali Kemaller, Dürrizade Abdullahlar gibi mandacı hain işbirlikçilere rağmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile birlikte, bir milletin emperyalizme karşı direnişidir Cumhuriyet. 7 düvele karşı verilmiş ve kazanılmış bir Kurtuluş Savaşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında taçlandırılmasıdır.
Tarihi kendine göre eğip bükenler, hatta reddeden, “Keşke Yunan kazansaydı” diyecek kadar alçalanların anlayamayacağı muazzam bir devrimdir.
Dahası, “Ne mutlu Türk’üm diyene”nin özüdür, hasılasıdır.
Lakin, istemezükçülerin işine gelmez… Zaten çalıda ot bitmez, cahile de söz yetmez.
Hele hele bazı marjinal küçük gruplar için 29 Ekimler ağlaşı günüdür.
Cumhuriyet’in kendileri bahşettiği koltuklarında oturmalarına karşın, kurucu irade “Atatürk” diyemezler.
Bunlar, Osmanlı döneminde yaşasa Saray’a kapıkulu bile olamayacakken, şimdi hasbelkader oturdukları koltuklarında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu tüm unsurlarına küfrü, laneti, melaneti marifet saylarlar.
Kurtuluş Savaşı’nı ve şehitleri yok sayan, Cumhuriyet’e düşman tipler dün de vardı, bugün de… İhtimaldir ki, yarın da olacak.
83 milyonluk ülkede, dâhili ve harici bedbahtların panzehiri, fikri hür, vicdanı hür, ifanı hür nesillerdir elbette.
Birileri ısrarla algıda sorun yaşasa da, Osmanlı bizim geçmişimizdir, Türkiye Cumhuriyeti ise bugünümüzdür, geleceğimizdir.
Yaşasın Cumhuriyet… Cumhuriyet hep yaşasın!













