“Mektepler olmasaydı, şu maarifi ne güzel idare ederdim,” Osmanlı döneminden günümüze kadar gelen ve kim tarafından dillendirildiğine dair farklı rivayetler olan bir söz…
Kim demişse demiş… Tespit doğru aslında(!) Okullar olmasa, Milli Eğitim’i idare etmek ne kolay olurdu sahiden; ne dert, ne gam, ne tasa…
Bu veciz (!) unutulmayan söze rahmet okutanlar var günümüzde, AK Parti’nin içinde… Az daha sıkışsalar, “Şu emekliler ve çalışanlar olmasa, ne güzel ülke yönetiyor olacaktık” derlerse, şaşırmayacağım. Zira yapılan açıklamalar, bu seviyeyi yakalamak adına ciddi biçimde mesafe kat etme yolunda…
24 yıllık iktidar döneminde hiç olmamış şeylere tanıklık etmek durumunda kalıyoruz… Muhalefetin topyekûn olarak yapamadığı ne varsa AK Parti milletvekilleri o boşluğu dolduruyor desek yeridir… Bakın filmi geriye sarmaya filan hiç gerek yok… Bir hafta 10 günlük üçi spesifik olayı hatırlatmak yeterli olacaktır, vesselam…
İlk çıkış AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan’dan geldi. Bir konuştu, pir konuştu:
“Ben emekli maaşımla, milletvekili maaşımı sana vereyim, (yaklaşık 500 bin lira) sen gel bununla gelirimi-giderimi bir ay idare et. Buyurun işin altından kalkın. Her şey milletvekiline bedava zannediyorlar, öyle bir şey yok. Ucuz denildiği için TBMM lokantasına tam 5 kez zam yaptılar sizin yüzünüzden…”
Açıklamanın hammaddesi bu…
Sonrasında ise malum olduğu üzere, “Benim sözlerim çarpıtıldı” ifadeleri falan, filan… Yok cümleler bağlamından kopartıldı, yok şu, yok bu…
Bu herkesi derinden sarsan açıklamaya, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral cevap verdi: Yeterince şamarı yedi. Söylediklerine pişman oldu. Bir siyasetçi ne konuştuğuna çok iyi bilecek. Halkı temsil ediyorsanız, bin düşünüp bir konuşacaksınız…
Tam da bu açıklamanın alevi sönümlenmeye yüz tutarken, bir de ne görelim, meydan boş kalmasın isteyen CHP’den AK Parti’ye yatay geçiş yapan ve rozet töreninde selam duran bir isim olan Hasan Ufuk Çakır, kürsüye çıktı ve dedi ki: “20 bin TL emekli maaşı diye tepinip duruyorlar… Kardeşim sen İsviçre’de yaşamıyorsun. Şu yanında Yunanistan var, şu tarafta Ermenistan, alt tarafta Suriye… Şu yandan İngiliz geldiğinde benim namusuma bakacak da, senin namusuna bakmayacak mı?”
Ve son olarak vizyona AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu girdi ve "Terörden temizlediğimiz Gabar'da günlük 80 bin varilin üzerinde gravitesi yüksek petrol arzıyla ve 710 milyar metreküplük doğal gaz rezervimizin hanelerimize ulaşmasıyla devletimizin cebinde kalacağını görüyoruz. Bu kaynaklar başta emeklilerimiz olmak üzere bütün toplum kesimlerine refah seviyesini artırıcı, refah farkı olarak ulaştırılacaktır" dedi…
Breh, breh, breh…
Üç AK Partili vekilin sözleri bence ölümüne yarışır… Fakat Hasan Ufuk Çakır ne bileyim bambaşka… Hayal gücü, belagati, örneksemeleri yüzyılda bir çıkar karşınıza… Bulamazsınız böylelerini, pamuklara sarıp saklamak şart…
İroniye filan gerek yok…
Yahu siz şaka mısınız?
Allah aşkına karşınızdaki insanları niçin saf-salak yerine koyarsanız?
Aslına bakarsanız büyük hiciv ustası Ziya Paşa 1800’lü yıllarda vermiş cevabı bunlara Terkibi-Bend üzerinden, Türkçe açıklamalı iki beytini buraya bırakalım, tamamını ise meraklısı okusun…
Ey dünyanın geçici nimeti ve devletiyle iftihar eden,
Dünyanın sana ayrılmış ve teslim edilmiş olduğunu mu sanıyorsun?
Sen herkesi kör, halkı sersem mi sanırsın?
Dönelim en başa…
Mektepler olmasaydı, şu maarifi ne güzel idare ederdim sözü günümüzde ete kemiğe bürüdü haberiniz ola… (Bu arada konumuz malum, milli eğitim değil)













