Bugün Gazete Kayseri’nin manşetinde gördüğünüz gibi, karşımızda kötü bir haber var.
Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) Genel Müdürlüğü’nün yaptığı son çalışmaya göre, Kayseri’de bulunan 3 fay hattı (Erciyes, Erkilet, Yeşilhisar) 7.5 büyüklüğünde deprem ürütebilecek potansiyeli sahip…
Ortaya konulan bu veriler fevkalade önemli. Jeoloji Mühendisi Adnan Evsen’in de raporlar üzerinden yaptığı değerlendirmeler ise dikkat çekici. Hangi fay hattında kaç yıldır deprem olmadığı ve ortalama sürenin ne olduğuna dair ciddi ifadeler yer alıyor. MTA’nın bu çalışması ışığında Kayseri’nin hızla harekete geçmesinin zorunluluk olduğunun altını kalın bir biçimde çizmemiz gerekiyor.
Farkında mısınız bilmiyorum ama Kayseri, Türkiye’nin en yüksek kat ortalamasına sahip şehri. 8.2 kat ortalaması 81 il içinde zirvede yer alıyor. Bu fena biçimde kötü bir ortalama. Bir de bu binalar arasında deprem yönetmenliğine uygun yapılmayan 30, 40 ve 50 yıllık olanları da bir kenara not edin ve varmak istediğimiz noktayı kendiniz yorumlayın.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Sibel Livdumlu’nun 6 Şubat K. Maraş depremleri sonrasında yaptığı bir açıklama var. Kayseri’de 330 bin 268 bina var. Bağımsız bölüm sayısı ise, 866 bin 98.
O halde soru şu: Kayseri’nin yapı stoku içinde yer alan binaların kaçı 7 ve üzeri bir depreme dayanabilir, bunun bir envanteri mevcut mu? Mevcut ise ne gibi çalışmalar yapılmıştır? Önümüzdeki yıllara dair bir planlama söz konusu mudur?
Bakın tane tane ve net bir biçimde yazarak uyaralım. MTA’nın Kayseri fayı raporu üzerinden doğru değerlendirmeyi yapmak zorundayız. Kayseri olası bir depreme hazır mıdır mesela?
Devam edelim, şehrin deprem toplanma alanları nerelerdir?
7 ve üzeri olası bir deprem adına bir projeksiyon ortaya konulmuş mudur?
Şehirdeki bina stoklarının incelemesi yeter seviyede yapılmış mıdır? Yapıldıysa karşımızda ne gibi sonuç çıkmaktadır?
Bu ve benzeri soruları say sırala bitmez; MTA’nın ortaya çıkan son raporundan sonra ben belediye başkanı olsam, uykularım kaçardı (kaçması lazım) zira bu hantal yapılaşmanın faturası ağır olur.
Sözün özü şu; başta belediyeler olmak üzere, Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, Jeoloji Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, MMO, KTO, KAYSO, KESOB gibi konuya dahil edilebilecek tüm STK’ları da için içine katarak, harekete geçmek yetkililerin boynunun borcudur.
Şili’de, Japanyo’da 7 ve üzeri depremlerde kimsenin burnu kanamıyorsa, bizde ise aynı şiddetinde bir depremde 50 bin, 100 bin ölümden yaşanıyorsa, “ Nihayetinde Allah’ın takdiri” deyip sorumluluk almaktan kaçıyorsak, bunun adı kader değil, düpedüz aldatmaktır, kandırmaktır, cinayete çanak tutmaktır…
2023’te yaşadığımız büyük deprem felaketinden de ders almadıysak ve alamıyorsak vay halimize!













