-Vali Gökmen Çiçek’in koşturduğu kadar hangimiz koşturuyoruz?
-Hepimiz tembellik içindeyiz…
-Kasaba siyaseti yapıyoruz…
-AK Partili kimliğimi bir kenara bırakarak, Kayserili olarak konuşuyorum. Kayseri kendi dinamiklerini harekete geçiremiyor. Bazı şeylerde geç kalıyoruz.
-G.Antep’e bakıyorum, belediye başkanı, milletvekili, bakanı birlikte olup hareket ediyorlar. Karadeniz, Güneydoğu’da öyle.
-Bizim de bu havayı yakalamamız lazım…Fakat tembellik yapıyoruz. Biz bu tembellikle gidersek, hep beraber geriye gideriz.
İYİ Parti’den AK Partiye’ye geçen, Ülkücü-MHP kökenli bir milletvekili kuruyor bu cümleleri. MHP’de başlayan siyasi serüvenini, İYİ Parti kuruculuğu ve AK Parti saflarında devam ettiren önemli bir isim. Üstüne üstlük AK Parti’nin MKYK üyesi… Deyim yerindeyse ağzından çıkan her kelime ateş ediyor. Çok ciddi eleştiriler var… Normal koşullarda kızılca kıyamet kopması gerekirken, çıt çıkmıyor nedense…
Dursun Ataş adına, bu ifadeler durup dururken ortaya çıkmadı demek ki…
Gördükleri, tanıklık ettikleri ne varsa bir avazda söylemiş. Nerede Tv Kayseri’de Murat Metiner’in hazırlayıp sunduğu Ramazan Akşamlarında Sözün Özü programında. Burada iyi bir gazetecilik örneği sunan Metiner’i de kutluyorum elbette…
O zaman daha net anlaşılsın diye tekrar edelim:
“Tembeliz” diyor…
“Birçok şeyde geç kalıyoruz” diyor…
“Vali Bey kadar hangimiz koşturuyoruz” diyor…
Yani diyor da diyor…
Son zamanlarda siyasetin içinde ben bundan daha iyi bir özeleştiri görmedim, duymadım. Yürekli bir çıkış Ataş’ınki…
Bildiğim bir şey daha var… Tanıdığım Ataş Vekil, bu eleştirileri yaptıysa, aynı şeyleri genel merkeze ve Külliye’ye de iletmiştir. Yani laf olsun, torba dolsun babında konuşmaz kendisi… Burası önemli yani…
Önemli olan örnekler de var mesela… Çorum, Kayseri’nin 3’te 1’i nüfusa sahip… 2025 yılı ihracatı 6 milyar 209 milyon dolar… Sözde sanayi-ticaret şehri Kayseri’de ise bu rakam 3 milyar 847 milyon dolar…
Alın size bir başka örnek daha…TÜİK’in yaptığı araştırmaya göre Türkiye’nin en fakir 7 ilçesinden birisi de Felahiye olarak kayıtlara geçti… Hem de en fakir 4. İlçe olarak… Bu basit iki örnek bile Ataş’ı haklı çıkarmaz mı?
Bana göre, yalnızca kendi partisine eleştiri getirmiyor Dursun Ataş… “Kasaba siyaseti yapıyoruz” kocaman bir laf… Ucu direkt olarak muhalefete de dokunur… O zaman açık açık yazalım, kasaba siyaseti üzerine fasikül fasikül ansiklopedi hazırlanır…
Madem konu kasaba siyasetine geldi, Grok’a soralım dedik, sorduk, aydınlandık…
Bakın nasıl bir fotoğraf çıkıyor karşımıza:
-Kasaba siyaseti, dar görüşlü, ufuksuz, ilkesiz, dedikodu ve kişisel çıkar odaklı, ufak hesaplar üzerine kurulu siyaset tarzı anlamına gelir. Başlıca özellikleri şöyle özetlenebilir:
-Büyük resim yerine küçük hesaplar ve kişisel menfaatler ön plandadır.
-İlke, program, vizyon, proje yerine "kim kimin akrabası, kim kimin yeğeni, kim kime ne yaptı/ne yapmadı" eksenli siyaset yürütülür.
-Çokça gruplaşma, dedikodu, iftira, arkadan iş çevirme, "düşman yaratma" ve "kendi çemberini koruma" üzerine kuruludur.
-"Oylarımızı çaldılar, iç ettiler, sandıkta götürdüler" tarzı basit, duygusal ve komplo teorilerine yatkın söylemlerle ilerler (aydın/şehirli siyasete karşıt olarak görülür).
-Makam, mevki, rant, ihale, kadro kapma gibi kısa vadeli çıkarlar esas alınır; uzun vadeli plan, proje, kalkınma hedefi pek aranmaz.
-"Kasaba kültürü" ile yakından ilişkilidir: Herkes birbirini tanır, herkesin herkese borcu/kini vardır, siyaset de bu ilişkiler ağı üzerinden döner.
Kasaba siyaseti = İlkesiz, dar, kişisel çıkar odaklı, dedikoducu, ufuksuz siyasettir.
Karşıtı olarak görülen → Şehir/aydın/metropol siyaseti = Daha programatik, ilkesel, vizyoner, kurumsal siyasettir…
Bu tabir genelde küçümseyici bir tonda kullanılır: "Bu kasaba siyaseti işte", "Kasaba politikacısı bunlar" gibi. Türkiye'de neredeyse bütün partilerde ve her seviyede (ilçe, il, hatta bazen ulusal düzeyde) örnekleri görülen bir yakıştırma haline gelmiştir.
Her şey apaçık ortadayken, bilirsiniz ki, fazladan izahat, lisanen kabahattir derler. Nokta!













