Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde rüzgâr sert esiyor.
İş başındaki yönetim ile muhalif grup arasında söz düellosu giderek sertleşiyor.
İşin bir ucunda Tahir Nursan ve Yönetim Kurulu Üyeleri var. Diğer tarafta ise OSB ile ilgili usulsüzlük iddialarını gündeme taşıyanlar ve ‘OSB’ne Sahip Çık” adı altında bir platform oluşturarak gündeme gelen sanayiciler.
Önce platform basın toplantısı düzenledi, iddialarını tek tek sıraladı.
Dün sıra Nursaçan ve ekibindeydi. Onlarda çıktı, söyleyeceğini söyledi.
Dikkat çekmek, üzerinde durmak istediğim konu bambaşka.
Kayseri’de OSB gündemiyle yaşanan tartışmada kantarın topuzu kaçmak üzere. Hatta kaçmış vaziyette.
Karşılıklı salvoların bir tık ilerisi bırakın OSB’yi, Kayseri’ye zarar verir. Demem o ki, şehrin huzuru kaçmamalı. Elbette bir taraf eleştirecek, diğer tarafta bunu cevaplayacak. İlke şeffaflık, amaç üzüm yemek olmalı. Yoksa bağcıyı dövmeye herkes yeltenebilir. Özne, kantarın topuzunu kaçırmamak üzerine kurulmalı.
Ne kimse kendini layüsel olarak görmeli, ne de ben ağzıma geleni saydırırım havasına bürünmeli.
Açık ve net olarak söyleyelim: Biz fikirlerin çatışmasından hakikat güneşi doğacağına inananlardanız. Elbette, iddialar da olacak, cevap hakkı da. Bu tartışmaları Kayserili sanayici dikkatle takip ediyor. Doğal olarak en objektif değerlendirmeyi de onlar yapıyor. Bizim ısrarla altını çizdiğimiz konu, üslup ve usturuplu olmak noktasına çağrıdır. Aksine başka bir durumun içine girmemiz söz konusu bile olamaz.
İlk olarak OSB’ne sahip çık platformu adına Bekir Okay Kiracıoğlu konuştu, yargıya intikal eden konulardan bahsetti. Bu iddialar üzerine söz sırası dün Tahir Nursaçan’da idi… Kendisi çıktı, derdini anlattı, yöneltilen soruları cevapladı.
Tüm bunlara kimsenin itirazı olamaz ama karşılıklı kurulan cümlelerin işi nereşe taşıdığı fevkalade önem arz ediyor…
Bu saatten sonra seviye ve irtifa kaybı olmadan hareket etmek, iki taraf adına da kazanç olur. Aksi takdirde, Kayseri kaybeder.













