Küresel salgın günlerinde güvenmek zorunda kaldığımız bilim insanlarının tenakuzlarına da tanıklık ettik. En basiti maske konusu. Önce birileri, “Hiç gerek yok” dedi. Ardından ise tek korunma yöntemi olarak “maske, mesafe, temizlik” üçlemesi gösterildi.
Şimdi bakıyoruz, yine tarih veren verene… Salgın ne zaman sönümlenir tartışması yaşanıyor. 1 yıl ile 10 yıl arasında git-geller söz konusu. Dünya Sağlık Örgünü (DSÖ) bu konuda en yetkili organ olarak 2022’nin ilk aylarını işaret ediyor. Dediğim gibi rakamı çok yükseltenler hiçte azımsanmayacak kadar ama hadi hayırlısı diyelim ve geçelim bu bahsi, esas konumuza dönelim.
Bir taraftan aşı çalışmaları yürütülürken, öbür yanda salgında bir artış söz konusu. Kaç zamandır hafta sonu kısıtlamaları ile karşı karşıya kalan güzel ülkemin durumu, sahiden enteresanlıklar silsilesi.
Kısıtlama var…
Aşılama var…
Doğal olarak vaka sayısının düşmesi gerekmez mi, fakat tam aksi bir durum ile karşı karşıyayız.
Aralarında Kayseri’nin de olduğu birçok ilde vaka artış hızı, can sıkıcı noktaya doğru yol alıyor. Bakınız şehirde geçen hafta itibariyle yüz binde 50 civarında olan sayı, birkaç gün içinde 74.08’e ulaştı. Nüfus üzerinden hesaplarsanız, problemin büyüklüğünü daha iyi anlarsınız.
Sağlık Bakanlığı verileri üzerinde ortaya konulan bu gerçek üzerine uzun uzun düşünmek şart. Anlaşılıyor ki, bir yerlerde eksik, noksan durumlardan bahsetmek mümkün. Ya kısıtlamalara uyan yok, ya da kısıtlama işi toplumda ciddiye alınmıyor…
Elbette bir de işin toplumsal daral kısmı var. Yaklaşık bir yıldır bu menem virüs ile mücadelede insanlar haklı olarak bunaldı, daraldı. Bu paradokstan kurtulmanın en kestirme yolu aşı. Aşı konusunda ise ser verip sır verilmiyor. Elimizde kaç doz aşı var, en fazla tahmin edebiliyoruz. Mesela yaşadığımız şehre bakıyoruz ancak ve ancak nüfusun yüzde 10’u aşılanabilmiş. Maskeyle bile olsa da normale dönüş adına toplumsal bağışıklığın kazanılması için yüzde 70 oranını bulmak gerekiyor lakin bu hızla gidersek, bu iş nasıl olacak?
Hâsılı kafalar haklı olarak çok karışık ve insanlar ‘tünelin ucundaki ışık göründü’ açıklamalarına rağmen o ışığı bir türlü göremiyor.













