Derinden sarsıldık; Kayseri’de dünün konusu hiç kuşku yok ki, depremdi.
Merkez üssü Sarıoğlan ilçesi olan, derinliği 23.75 km olan deprem sonrası, 8 kişi hafif yaralı olarak hastaneye başvurdu, bazı binalarda çatlaklar oluştu ama bereket versin can kaybı yaşanmadı. Richter ölçeğine göre, AFAD 4.9, Kandilli Rasathanesi 5.1 olarak açıkladı aletsel büyüklüğü.
Haliyle bu deprem Kayseri’de ve bazı komşu illerde de hissedildi. Dahası hem ilçelerde hem de kent merkezinde birçok insan geceyi uykusuz geçirdi. Bu da işin psikolojik tarafıydı tabii olarak. Hafif çaplı yıkım ve oluşan çatlakların büyüğü insanların beyninde yaşandı Kayseri’de. Sarsıntı yerin altındaydı ama şehrin psikolojisi allak bullak oldu. Gün boyunca da kentte günün bir numaralı gündemiydi…
Yıllardır bilim insanları anlatır; Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu ve yapılması gerekenleri. Bir kulaktan girer, öbüründen çıkar. Aynı terane sarmal halinde sürer gider. Ucuz beylik laflar eşliğinde lakırtılardan ibaret günler, günleri kovalar ama hepsi o. Elde, avuçta sıfır durumları. Ne tedbir alınır, ne yapı denetimleri adam akıllı yapılır. Bir felaketle karşılaştığımızda ise oturup ağlamaklı olunur. Birkaç cilalı laf, gönül alma halleri, konunun üstü itinayla kapatılır.
Deprem gerçeği yıllardır karşımızda ve can almaya devam ediyor, bizde en iyi yaptığımız işi yani oturup seyretme moduna geçerek, “vahlarla, tüühlerle” idareyi maslahat ediyoruz. Yıllardır kafamıza vura vura anlattılar, “Deprem değil, çürük binalar öldürür” diye diye dillerde tüy bitti ama o sesi duyan oldu mu?
Tekrar hatırlatalım isterseniz, 1999 yılının 16 Ağustos’u, 17’sine bağlayan geceyi… Saatler 03.02’yi gösterdiğinde Resmî raporlara göre 18 bin 373 ölüm, 48 bin 901 kişi yaralandı. 505 kişi de sakat kaldı. 285 bin 211 ev, 42 bin 902 iş yeri hasar gördü. Resmî olmayan bilgilere göre ise 65 binden fazla ölü, ağır-hafif 100 binden fazla yaralı sayısı tespit edildi... Ayrıca 133 bin 683 çöken bina ile yaklaşık 600 bin kişi evsiz kaldı. Yaklaşık 16 milyon insanın depremden değişik düzeylerde etkilendiği ortaya konuldu.
Sonuç ne oldu biliyor musunuz, bir müteahhit tutuklandı, hepsi o…
Oysa neler konuşulmuştu, neler neler yapılacaktı; deprem yönetmeliğinden tutun da, o kadar çok önlem hayata geçecekti ki… Sözde o gün milat olacak, güzel günler görecektik ama emin olun değişen hiçbir şey olmadı…
Demem o ki, Kayseri’de de birkaç parlak laf duyarsanız, sonra yokmuş gibi davranılmaya devam eder. Bu durum tüm ülke için geçerli elbette.
Örnek mi istiyorsunuz; ben bu dün yazıyı akşamüzeri yazıyorum, Sarıoğlan depreminin üzerinden yaklaşık 13-14 saat geçmiş, hâlâ ama hâlâ Kayseri Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan tek satır açıklama yok; İşte bizim deprem gerçeğimiz.













