Kriz sürecini yönetmek, ortak akıl, feraset, bilgi, tecrübe ve haliyle liyakat ister…
Üstünkörü yol almaya çalışırsanız, önünde sonunda freni boşalmış, lastiği patlamış kamyon gibi uçurumdan aşağı yuvarlanırsınız; savrulursunuz.
Pandemi sürecinde son zamanlarda galiba böyle bir savrulma yaşıyoruz baksanıza.
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “1 Mart’ta kesin olarak okulları açıyoruz” demeye kalmadan hoop ricat durumları yaşandı.
Sınavlar yüz yüze, okullarda eğitim de yüz yüze derken, “Şimdi bi Bakanlar Kurulu’na bakalım” denildi iyi mi?
Öğrencinin kafası allak bullaktı ve karmakarıştı. Bu karışıklık ikiyle, hatta üçle çarpıldı. Keza veliler içinde durum hiç farklı değil.
Gele gele bugüne geldik, gözümüz çıkacak kararda.
Bakalım Mevla neyler, neylerse güzel eyler durumunun tam orta yerinden geçiyoruz zahir…
Bununla birlikte aşı gibi bir sorunumuz söz konusu. Kitlesel bağışıklık kazanımı için nüfusun yüzde 60-70 civarında aşılanması gerekiyor. Biz 65 yaş üstünde takılı kaldık ama umudumuzu yitirmedik. Hayatın bir biçimde normale dönmesi noktasında buna ihtiyacımız var. Yeterli sayıda (100 milyon üzeri) aşının gelmesini bekliyoruz vesselam.
Bu arada insanlar sıkkın ve bıkkın.
Kısıtlamaların gevşemesini bekliyorlar. Ancak günlük Kovit-19 tablosu bize iyi şeyler söylemiyor.
Son dönemde stabil seyreden Kayseri’de artış hızı sorun teşkil eden seviyeye doğru yol alıyor. Günlük vaka sayısı 150, hem de bunca tedbire karşın!
Bakın son dönemde kentte 4 mahallede karantina uygulamasına gidildi. Hâl böyle olunca sayın Vali Sehmus Günaydın’ı da sahada gördük. Sahaya indiği zaman biliyoruz ki, işler iyi gitmiyor; zira kendisi de kamuoyuna verdiği mesajlarda benzer ifadeler kullanıyor.
Demem o ki, tüm dünyayı kasıp kavuran bir yıldır da Türkiye’yi derinden sarsan bu virüs alt üst ettiği yaşam koşulları, elbette hepimize büyük hayal kırıklığı yaşatıyor. Lakin unutmamak gerekir ki, yerkürede dünden bugüne sönümlenmeyen salgın yok. Devleti yönetenlerle, vatandaş biraz daha makul olabilirse, makulü bulabilirse bir biçimde tünelin ucundaki ışığı göreceğiz galiba. Şu sıralar bize lazım olan, çok oldu biliyorum ama sorumluluk alarak biraz daha sabır, biraz daha zaman.
Tabii ki, “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” anlayışını örselemeden!













