Temel gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışları iktidarın da, muhalefetin de, daha doğrusu her vatandaşın da gündeminde.
Mesele hepimizin; hal böyle olunca, bu konu başköşede zehir-zemberek biçimde yer alıyor.
Geçen hafta üç bakan bir araya geldi, konuyu enine boyuna görüştü, alınacak önlemler üzerinde kafa yordu.
Çarşıda, pazarda, markette yaşanan sıkıntının temel kaynağına dair dün Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nden (TZOB) çarpıcı bir tespit geldi.
Üreticinin de, tüketicinin de şikâyetlerinin kesiştiği konuya ışık tutmak adına tüm ayrıntılar, detaylar bugünkü manşet haberimizde var.
Ben size buradan daha net anlaşılması adına örnek vereceğim…
Üreticiden tüketiciye giden yolda lahananın fiyatı 4 misli artıyor… Süt ve patates 3 kat, marul 3.1 kat… Daha fazla detaylar da var tabii ki. Tamamı TZOB’un açıklamasının içinde açık, net ve berrak.
Veriler de, Ocak 2021’e ait…
Hepimizin yerine ben buradan sorayım: Nakliyesi, kar marjı vesaire, hepsini üst üste koyun… Bir ürün üreticiden, tüketicinin sofrasına ulaşırken 4 kat nasıl artabilir, bunu izah etmek mümkün mü?
Aradan uzanan eller; hem üreticiye, hem de tüketiciye çift karbon yapıyor ve bizde bunu izliyoruz öyle mi?
İşte tam da bu noktada, ilgililerin ciddi bir biçimde devrede olması gerekiyor.
Üretici-çiftçi mutsuz, tüketici dünden öyle.
Mutlu bir azınlığın işleri ise tıkırında.
İşte bu duruma asla ve kata izin verilmemeli.
Hükümet, dolayısıyla icracı bakanlıklar ellerindeki yetkiyi sonuna kadar kullanmalı. Elbette yerel yönetimler de işin içinde olmak kaydıyla… Yoksa nasıl olur, üreticiden tezgâha gelen bir ürün yüzde 400 artışla karşımızda arz-ı endam eder?
Yaklaşık bir yıldır malum küresel salgın günlerinin içindeyiz. Biliyoruz zor zamanlar… Bu zor zamanlarda, cebini ve göbeğini şişirmek isteyenlerin olduğu aşikâr. Bir avuç mutlu azınlığın gemi azıya almalarına izin verilmeden gereği yapılmalı ki, insanlar hiç olmazsa temel gıda maddelerine ulaşmakta-almakta zorluk yaşamasın.
Demem ok ki; insafsızlara ve izansızlara karşı insafa gerek yok.













