Rakama bak, hizaya gel derler; tam da öyle bir durum ile karşı karşıyayız.
Vali Şehmus Günaydın, dün açıklama yaptı, acil çağrı merkezi 112’ye gelen telefonların yüzde 75’inin gereksiz olduğunun altını, üstünü çizdi.
Düşünsenize, hayat-memat arz eden bir çağrı merkezine Kayseri’de gelen telefonların 4’te 3’ü boş beleş lakırtılarla dolu.
Bu rakamı devletin valisi açıklıyor.
Açıklamakla kalmıyor, Kayserililer’den rica ediyor: Bu rakam çok yüksek; aşağıya çekmemiz lazım. Bütün Kayserili hemşerilerime sesleniyorum; lütfen, gerekmedikçe 112 Acil Çağrı Merkezimizi, asılsız çağrılarla meşgul etmeyelim. Şayet biz asılsız çağrılarla görevlileri meşgul edersek, gerçek ihtiyaç sahibi olan vatandaşlarımıza ulaşmada kısa süreli de olsa gecikmeler yaşanabilir ve istemediğimiz sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz.
30 saniyenin, bir dakikanın dahi önemli olduğu ve hayat kurtarabileceği anlar yaşanıyor hayatın içinde.
Trafik kazaları, hastalık sonucu ortaya çıkan durumlar vesaire…
İşte bu anlarda ilk başvurulacak yer 112 oluyor. Gelen çağrıların cevap bulmasıyla kim bilir kaç hayat kurtuluyor…
Bir de madalyonun diğer yüzü var.
Söz konusu hattı meşgul eden yüzde 75’lik dilimin içine giren, vicdansız, izansız ahmaklar yüzünden kaç insan bu bedeli canıyla, hayatıyla ödüyordur…
Hazin olan nedir biliyor musunuz; cehalet eseri, bu zırboşlar ile aynı havayı teneffüs ediyor olmak.
Hayata tutunmanın son kalesi 112 çağrı merkezini, iki sırıtma, bir kırıtma adına arayan ve bir çok cana mâl olanlara ne deseniz boş.
Ve biz biliyoruz ki, Sayın Vali açıklamasa bile, 112’yi arayarak, “Okeye dördüncü arıyoruz” diyen pespaye zihniyetin irinleri, ürünleri var… Dahası da söz konusu ama işin en üzücü tarafı ne biliyor musunuz, bunu komiklik zannetmeleri…
Kırıtmalar ve sırıtmalar eşliğinde aradıkları telefonu kapattıktan sonra yılışık yılışık gülüşerek müptezel ruh hallerini rahatlatmaya çalışmak, dayanılmaz hafifliğin bizatihi ta kendisi olsa gerek.
Kusura bakmayın ama anlatmaya gayret ettiğim şu densizliğin yaşandığı yer, ne hazindir ki Kayseri…
Anlarlar mı bilemiyorum ama biz yazarın kıssadan hissesiyle bitirelim yazımızı:
Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnızca kendi postuna özen göstermen yeterlidir.













