Türk siyaseti adına, ‘kızılca kıyamet günleri’ desek yerinde olur. Zira MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin TBMM Grup Toplantısı sırasında yaptığı konuşmada “Terör örgütünün silah bıraktığı ilan edilecekse ve teröristeler teslim olacaksa, teröristbaşı da gelip DEM Parti’nin grubunda konuşsun” sözlerinin ardından büyük bir şok yaşanıyor.
Lehte, aleyhte açıklamalar birbirini kovalıyor. Siyasi rüzgâr hiç olmadığı kadar sert esiyor. Hatta iş öyle bir raddeye geldi ki, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, bünyesinden çıktığı MHP’nin Lideri Bahçeli’ye grup konuşmasında kürsüden ip bile attı. Konuyla ilgili Zafer Parti Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın da milletvekili unvanını taşıdığı MHP’ye dair çok sert salvoları oldu.
Türkiye zaten, sosyal, toplumsal olayların art arda gelmesiyle yeterince gergindi, üstüne bir de bu teröristbaşının Meclis’te konuşması üzerinden çok ağır cümleler yüklü tartışmalar faslı başladı. Tam yerine gelmişken, manzara koymadan sormamız gerekiyor sanırım: Ülkenin onca sorunu varken (ekonomik-sosyal) böyle bir tartışma niçin başlatıldı. Hem de yurt içinde terör neredeyse sıfır noktasına çekilmişken gelinen nokta neyin nesidir, neresidir?
Bu ülkenin sağduyulu insanları olarak biliyoruz ki, açılım zırvalığı boyunca fevkalade kötü günler yaşadık. Çıkan olaylarda yüzlerce şehit verdik. Nihayetinde terörle müzakere değil, mücadele edileceği tezi üzerinden örgüt Türkiye’de bitme noktasında geldi. İşi tam olarak bu noktaya gelmiş olmasına karşın, adına çözüm süreci denilmese bile tekraren bilinmeze doğru yola çıkmayı izah etmenin mümkünü yok bence. Aynı yoldan iki kere gedilerek, farklı bir menzile ulaşmanın gerçekle örtüşmeyeceği aşikâr… Aynı kapıyı zorlamak ve topluma bunu dikte ederek bir yere ulaşmaya çalışmak imkânsızın ta kendisidir ve nafile bir durum olarak karşımızdadır.
PYD, YPG eşittir PKK ise. Bu oluşum Suriye’nin kuzeyinde kimine göre 80, kimine göre 120 bin kişiden oluşan ABD güdümlü bir silahlı güce sahipse, sahiden silah bırakırlar mı?
Hava sisli, ÇOK puslu… Bindik bir alamate, gidiyoruz kıyamete gibi haller içindeyiz. Umarım karanlıktan aydınlığa çıkarız!













