Olmaz olmaz demeyin. Oldu; hem de bu yüzyılda.
Fıkra gibi bir durum var karşımızda. Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde Küçükgümüşgün mahallesinde geçiyor olay…
İş tamamen güler misin, ağlar mısın vaziyetinin ete kemiğe bürünmüş hali.
Kayseri Karayolları Bölge Müdürlüğü, köprülü kavşak yapımı adına Küçükgümüşgün’ü de kapsayacak bir çalışma için kazma vuruyor. Harala gürele derken, bu mahallede yer alan 40 hane, projede görünmediği için gadre uğruyor resmen ve dünya ile irtibatları kesiliyor.
Düşünsenize; karayolları çalışmasının sonucu 40 hane, evet, dile kolay 40 hanenin merkez ile irtibatı kopuyor. Yaya olarak şuradan şuraya gidemiyorsunuz; buyurun mağduriyete
Meselenin kaynağı; kot farkı.
Mahallenin bir bölümünü kapsayan 40 hanenin derdi büyük mü büyük…
Bir anlamda zorunlu gönüllülük esasına dayalı mahpus hayatı…
İlçeye yürümeniz gerekiyor ama o imkândan mahrumsunuz ve ıı-ıhh halleri ortaya çıkıyor; şaka gibi ama gerçeğin bizatihi ta kendisi…
Mahalleli başa gelen çekilir dememiş, sormuş soruşturmuş muhtar Kadir Mağara aracılığıyla, “Niçin böyle oldu” diye…
Nihayetinde “Pardon” cevabını alıyorlar. Karayollarının elindeki yerleşim planına göre, bu 40 hane görünmüyor. Böyle olunca da, vay anasına sayın seyirciler, 40 hane sehven mahsur kalıyor…
Muhtar Kadir Mağara, bu insanların mağduriyetini anlatmak için kapı kapı gezmiş, dert yanmış. En sonunda bu 40 haneden yükselen itiraz sesleri, protestoya dönüşmüş. “Yeter arkadaş, yeter” demiş mahalleli ve eylem yapmış.
Hatta bu protesto öncesinde MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, mahallenin halini-pür melalini Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’na sormuş. Sormuş sormasına da, mağduriyet ve mahsur kalmanın önünde “kot” engel olmaya devam ediyor, yani hadise neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Anlaşılacağı üzere, henüz Bakan’ın da dertlilerin derdine deva olunamamış.
Biz bunun adına aymazlık, plansızlık ve programsızlık diyelim. Fakat siz yetkililer de, ortaya çıkan bu fotoğrafı, ibret tablosu olarak duvara asın. Astığınız bu fotoğrafa yatın bakın, kalkın bakın bir daha hiç yapılmaması gereken kötü örnek diye… Belki bundan sonra bu ve benzeri sehven hatalar olmaz da başka hanelerin canı yanmaz en azından.
Demem o ki, şunu kıssadan hisse olarak anlatsam kimse inanmaz… Ancak gerçeğin bizatihi kendisidir okuduklarınız!
Buyurun, siz yorumlayın şu olan biteni!













