‘Benim oğlum bina okur, döner döner bi daha okur…’
Bu söz, salgın günleri için Kayseri’ye anlatıyor adeta. Sağlık Bakanlığı verilerine göre gelen her hafta, geçeni aratıyor. Bırakın yerimizde saymayı, vaka sayısı sürekli artış trendinde. Dün haftalık değerlendirme raporu yayımlandı. Nüfusun yüz binlik dilimine göre Kayseri (462.48), Elazığ’ın (465.14)arkasından ikinci sırada yer aldı. Daha anlaşılır olarak yazarsak bu veri bize diyor ki, kentte günlük bin kişiden fazlası pozitif vaka tanısı alıyor. Bunlardan kaçı yoğun bakıma yatmak zorunda kalıyor, biz bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz bir şey var ki, Kayseri’de yoğun bakımlar ağzına kadar dolu… Hatta iş ek yatakların konulmasına kadar geldi...
Bakın iş burada da bitmiyor. Yüz bindelik dilimin dışında en çok vaka artışının yaşandığı iller sıralamasında Kayseri 8’inci. Herkesin beklediği vaka sayısındaki düşüşü bırakın, artış devam ediyor. Hâl böyle olunca, hastanelerin, haliyle de sağlık çalışanlarının yükü misli misli artıyor.
Kayseri adına durum, vaziyet, gidişat bu. Pek ala, işin sonu nereye varır, bu soruyu bireysel olarak herkes otursun kendisi cevaplasın. Zira her vatandaşın başına eli sopalı bir güvenlik görevlisi verilemeyeceğine göre, bireysel sorumluluk şimdi değil de ne zaman diye buradan sormak gerekiyor zannımca…
Aslına bakarsanız, iki temel sorun var;
Birincisi, “Bana bir şey olmaz” mantığının hüküm sürmesi…
İkincisi, aşı karşıtlığı…
Tabii ki bir de, “Kısıtlamalar kalktı, salgın bitti” gibi bir hissin toplumda egemen olması…
Farkında mısınız bilmiyorum ama sorun yumağı giderek büyüyor. Havalar soğuyor ve insanlar artık daha çok kapalı mekânlarda olacak. Bu da otomatikman bulaşın artışına kaynak teşkil edecek. Eğer şimdiden bir dizi tedbirlere başvurulmaz ise, ben size söyleyeyim, 2021 sonbaharı hayli zor ve sıkıntılı bir süreci beraberinde getirecek.
Demedi demeyin, geliyor gelmekte olan!













