Bir sabah bütün iyi şeylerin
Ayvansaray iskelesinden
Hayal ülkesine doğru demir alan
Bir şirket-i hayriyye vapuru gibi
Aramızdan ayrıldığını gördük.
Sonra Ayvansaray'ın suları çekildiğini yazdı
Gazeteler
Süheyla hanımın Raci beyin
Melahat mehveş ablanın
Niko'nun Ercüment efendinin çekildiğini ise
Yazmadılar nedense
Ama yok ama yoklar.
Bu dizeler, İbrahim Sadri’ye ait… Hayli uzunca bir şiir, ben bir bölümünü aldım… 80’li yıllarda yaşananları anlatır. Yokluk ve yoksulluğa rağmen insanların, şahsiyetli, haysiyetli, insanî ve güzel yürekli yönlerine vurgu yapar.
Bu dizelerin öncesinde de şöyle der şair:
Geceleri bekçimiz
Gündüzleri sütçümüz
Bizim kadar zayıf da olsa
Nohuta makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
Ceplerimizde kırık misketlerimiz
Çamur bulaşığı ellerimiz
Ve gülümseyen bir yüzümüz
Göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
Bir araya gelerek çektirebileceğimiz
Bir aile fotoğrafımız vardı.
-Göstermekten utanmayacağımız bir içimiz… En doğru ifade bu galiba. Samimiyetin, paylaşım ruhunun, dürüstlüğün anlatımı adına…
Ya şimdi; insanlık adına tüm değerlerin ayaklar altına alındığı, çiğnendiği, üzerinde zıplandığı düzenin içinde, yalan, talan ve madrabazlık yüklü günlerde kimin eli kimin cebinde belli değil. Namussuzların, en namuslu, şerefsizlerin pirüpak, dolandırıcıların saygın ilan edildiği, iyilerin kıyıda köşeye çekilmek zorunda kaldığı, hırsızlığın, arsızlığın geçer akçe ilan edildiği liyakatsiz çamur ellerin egemenliğine ram olmuş gidiyoruz.
Evet gidiyoruz… Aynı gemideyiz ve kimse kendisine toz kondurmuyor ama hepimiz yitip gidiyoruz ve farkında değiliz bunun!













