Bıktınız, bıktık…
Burada hiç şek şüphe yok.
Bir yıldır hayatı kâbusa çeviren Kovit-19 denilen virüsle başa çıkmaya çalışıyoruz.
Doğrudur; hepimiz adına zor ötesi günler.
Şimdi yeni bir sürece girdik.
Dün itibariyle yasaklar kademeli olarak gevşetildi. Hayatımıza artık harita ve renkler karar veriyor.
Mavi… Düşük risk)
Sarı…(orta risk)
Turuncu…(Yüksek risk)
Kırmızı…(Çok yüksek risk)
Kayseri bu haritanın hem tam orta yerinde, hem de tehlikenin göbeğinde. Özellikle son iki haftadır şehirde vaka sayısındaki artış dikkat çekici boyuta ulaştı.
Henüz bir hafta öncesinde 100 binde 74.04 olan vaka sayısı, kısa zaman diliminde 100 binde 88.05’e çıktı.
Siz rakamların dayanılmaz hafifliğine bakmayın. Kötü manada müthiş bir tırmanışa tanıklık etmekle imtihan ediliyoruz.
Şu anda yüksek risk grubunda yer alan Kayseri, bir tık daha ileri geçerse, kırmızıyı bulacak. Yani çok yüksek risk grubuna girecek.
Hani kısıtlamalar gevşedi, birçok sektör kapılarını müşterilerine açtı ya… Eğer dikkatli olunmazsa, iş savsaklanırsa, gidilen nokta en başa dönmek olacak.
Virüs yokmuş gibi davranırsak, “Aman canım sende” üzerinden hayatı devam ettirirsek, Kayseri için yandı gülüm keten helva olur.
Yeniden kısıtlamanın hem de beteriyle karşılaşmamak ve hayatı yeni normal akışı içinde kabul edemezsek, eve döneceğimiz günler yakındır. İşte bu yüzden virüsü unutmadan, kurallar silsilesine tam anlamıyla uymak koşuluyla yola devam etmek, sağlık ve ekonominin olmasa olmazı olarak kayıtlara geçmelidir.
Aksi bir durum, sil-baştan anlamı taşır. Kayseri, kıldan ince, kılıçtan keskin bir yoldan geçiyor; benden söylemesi.













