O meşum geceyi, bugün bir kez daha hatırlıyoruz…
Yine sıcak bir yaz günüydü. Sinesinden çıktıkları millete silah doğrultulduğuna gördük, şoke olduk. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) bombalandığına içimiz kan ağlayarak tanıklık ettik.
Uçaklar, tanklar sokaklarda kendi vatan evlatlarını hedef alıyordu. İnanılır gibi değil ama durum böyleydi. Çok değil 5 yıl öncesinde yaşadı benim güzel ülkem bunları… Aklını, onurunu bir meczuba kiraya verenlerin kalkışmasıydı.
Birçok şeyi hesap etmişlerdi kendilerince ama Türk milletinin yazacağı destanı göz önüne almamışlardı. Topa, tanka karşı iman dolu yüreğiyle, çıplak elle bir milletin direnişine tüm dünya tanıklık etti, büyük oyun bozuldu. ABD ve İsrail eksenli plan olduğu anlaşılan darbe girişimi, tarihin karanlık sularına gömüldü. Hak edenler de derdest edilerek, gereği yapıldı.
Sonuçta, demokrasi ve ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyenler kazandı.
Millet iradesine rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nde yaprak kıpırdamayacağı adına tarihe not düşüldü, okkalı bir imza atıldı.
Aslına bakarsanız, seçimler gelenlerin darbeyle gittiği Türkiye Cumhuriyeti’nde, 15 Temmuz 2016’da şehitleri ve gazileriyle yürek parçalayan bir geceden, aydınlık bir sabaha uyandı bu ülke. İç ve dış mihraklar şunu anladı: Türkiye’de seçilmişleri darbeyle o koltuktan alaşağı etmek mümkün değil.
Evet, içimizdeki hainleri gördük ve arındık. Arınmaya da hâlâ devam ediyoruz.
Cemaat diye başlayan ancak 15 Temmuz’da dış güçlerin kölesine haline dönüştükleri görülen alçakların bu millete yaşattıklarını asla unutmamalıyız ve unutturmamalıyız. Zira geçmişinden ders almayanın geleceği olamaz.
Bu vesileyle, şehit ve gazilerimizi bir kez daha yad ederken, Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü de kutluyorum.













