Sahiden ilginç günlerden geçiyoruz; yazarken bile akıl ve dimağ duruyor!
Dün bu sütunlardan, yapılan yanlışlık sonucu Pınarbaşı ilçesi Küçükgümüş köyünde 40 hanenin dünya ile bağlantısının kesildiğini yazmıştık…
Karayolları, köylülere “Sehven” dedikten sonra çaresizce bekleyiş devam ediyor.
Bir projenin nasıl yanlış planlanabileceğinin ve bedelinin ne olacağının ayrıntılarını enine boyuna tüm kamuoyuna aktarmıştık.
Daha bu konunun külleri sıcakken, o da ne?
Bu kez Yeşilhisar ilçesi Akköy ve Kaleköy’den gelen haberle sarsıldık!
Bahsi geçen iki köyde GSM ile iletişim mümkün olamıyor. Yani telefon çekmiyor.
PTT’nin sabit hattı da kesiklere gelince, ayıkla pirincin taşını.
Hâl böyle olunca, yani sabit telefonlarda çalışmayınca, köy ahalisi 500 metrelik tepeye tırmanıyor ve medeniyet ile irtibatı koparmamak adına çaba içine giriyor.
Birisi çıksa, “Dumanla haberleşme dönemi başlasın(!)” dese oraya yönelecekler…
Yahu arkadaş, dün sorduk bugün bir kez daha tekrarlayalım: Hangi yüzyıldayız, bu nasıl bir zihniyettir anlayan varsa bir adım beri gelsin.
Yanlış planlamanın bedelinin 40 hane öder…
Teknoloji çağında turistik bölgenin göbeğinde yer alan iki köy telefondan mahrum kalır; hayırdır inşallah, Ortaçağ’a yolculuk var da bizim mi haberimiz yok?
Bırakın normal koşulları, özellikle şu pandemi zamanında iletişim ne kadar kıymetli değil mi?
Uzaktan eğitim diyoruz…
EBA diyoruz…
Diyoruz da diyoruz ama hem sabit hat, hem GSM şebekelerinin ulaşmadığı köyler var.
Alın işte, İHA’nın haberinde tüm ayrıntılar mevcut; yangın çıkmış sıkıntı…
Acil hasta var; eyvah eyvah…
Bir doğum söz konusu; vah, vah vah…
Eğer tüm bu olan bitenler ve fevkalade sahici-sarsıcı durum tespiti karşısında, birileri ısrarla susuyorsa, benim güzel memleketim adına yazıktır, ayıptır…
Bilenler, bilmeyenlere, hatırlamayanlara anlatsın…
17 Ağustos 1999 büyük depreminde beynimize kazınan, “Sesimi duyan var mı?” cümlesini, şimdi İncesu’dan Akköy ve Kaleköy tekrarlıyor; haberiniz olsun istedim hepsi o kadar!













