İnsanlık adına utanç kelimesinin bile kendinden utandığı zaman dilimlerimdeyiz…
Teknoloji, ekonomi ve silahlı gücün sağladığı üstünlüğü, terör gibi kullanan ABD’nin haydut Başkanı Donald Trump, 8 milyar insanın yaşadığı dünyayı cehenneme çevirirken, yükselen birkaç sesi saymazsak, tüm ülkeler oturmuş kuzuların sessizliği modunu ile olan biteni izliyor.
Haydut, bir gece Venezuella’ya giriyor, devlet başkanını kaldırıyor petrol rezervlerine el koyuyor…
Siyonist İsrail’in Gazze’de Filistinliler’e karşı uyguladığı soykırıma karşı açık ve net destek vermekle kalmayıp, “Orası temizlendikten sonra, turizm alanına dönüştüreceğim” diyor…
Küba’ya sarıyor, “Buraya da gireriz” diye açıkça tehdit ediyor…
Grönland’ı istiyor…
Aklına eseni konuşuyor…
Yerkürede ne kadar haysiyetsiz şey varsa, altına imza atmaktan imtina etmiyor.
Son olarak savaşa tutuştuğu İran’ı haritadan silmekten bahsediyor. Israrla arkasına sığındığı tek konu var; nükleer silahlar… Aynı yalanı Irak’tan hepimiz hatırlıyoruz değil mi?
Her şey bir tarafa kimse çıkıp demiyor ki, dünyada nükleer silah kullanan tek ülke var, o da ABD. Gerçi bunu bile (Nagazaki-Hiroşima’ya atom bombası atılması) kırıta sırata Japon Başbakanı Sanae Takaiçi’nin gözünün içine bakarak övünülecek bir şey varmış gibi anlatıyor…
Dünyanın haydudu, soykırımcı İsrail ile birlikte insanlığı cayır cayır yakıyor da sözde ülke yönetenler kafasını kuma gömmüş, başını başka yöne çevirmiş, hatta saldırıya uğrayan taraf İran’ı kınama gibi erdemli bir hareketin(!) altına imza atmış gibi açıklamama yapmakla meşguller…
Oysa bir okulun bombalanmasıyla can veren 170 minik bedeni bile görmezden gelen sizler, başınızı başka yöne çevirerek, hiçbir şey olmamış gibi davranarak zaten ne denli esfele-i safilin olduğunuzun altına ayrı ayrı imza attınız.
İnsanlığın yerle yeksan olduğu günlere eşlik etmek zorunda bırakılan bizler, bir de Türkiye’de mezhepsel maske üzerinden ABD’ye yanlayanlara tanıklık ettik. Din adına konuşan biri, “Ben bu savaşta tarafsızım” diyebiliyor. Yani çoluğun çocuğun katline, zımnen yol veriyor mezhepsel kafasınca. Üzgünüm ama ülkem adına bu tip müptezelliklere de tanıklık etmek zorunda bırakıldık.
Yetmedi beyinlerinin altındaki mezhepsellik sebebiyle iki millet, tek devlet olmaktan gurur duyduğumuz Can Azerbaycan’ı hedef tahtasına oturtturmayı amaçlayanlar oldu. Tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda İngiliz’e yunanan’a destek verenler olduğu gibi içimizdeki hainlerin görülmesine de vesile teşkil etti bu savaş…
Bir kez daha gördük ki, dünyayı yönettikleri iddiasında olanların insanlığı buruşturup çöp sepetine atmış… Enerji kaynaklarının ele geçirilmesi ve gücün devamının sağlanması hiçbir kutsal tanımıyor, tanımamaya da devam edilecek. Yani, yanisi şu: Bindik alamete, gidiyoruz kıyamete… Bakın, sessiz kaldıkça bu ateşin yakmayacağı ülke yok, demedi demeyin…













