Başbakanlık da yaptı, Cumhurbaşkanlığı da…
Kendine has üslûbu ile hafızalara kazınan birçok sözü var. Bunlardan birisi de, “Meseleleri mesele etmezseniz, mesele kalmaz” dır…
Allah rahmet eylesin. Süleyman Demirel, Türk siyasi yelpazesinde merkez sağın en etkin figürlerinden biri idi.
Şimdi döndük dolaştık, o günlere gittik, kendisinin o meşhur sözünden bugünü değerlendirmekte fayda olduğu kanaatine yaslandık.
Bakın dün önemli haber sitelerine yansıyan bazı haberlerin başlıklarını verelim, sonra devam edelim.
-Bir pazarcı, sosyal medyadan görüntülü olarak paylaştı: Az önce çeyrek lahana sattım!
-Kayserili oto galerici: Çeyrek yüzyıldır böylesine tanıklık etmedim. Fiyatlarda anormal üzeri bir artış var.
-Yumurta üreticisi, yem fiyatları artınca, tavukları kesime gönderdi.
Bu ve benzeri, ekonomi üzerine birçok haber söz konusu.
İşte tam bu noktada dönüp bakmamız gerekiyor. Rahmetli Demirel’in “Meseleleri mesele etmezseniz mesele kalmaz” üzerinden mi hareket edeceğiz, yoksa meseleleri mesele mi edeceğiz… Galiba, tüm mesele burada düğümleniyor…
Ya mesele yokmuş gibi davranacağız, ya da meselenin adını koyup tedaviye başlayacağız. İki arada bir derede kalarak tavır geliştirmek mümkün değil.
Son zamanlarda ülkenin en büyük problemi bu…
Ülkenin ekonomisi iyi mi, sorunlar söz konusu mu?
Varsa sorunlar, adı konuldu mu?
Tedavi amaçlı neler yapılıyor veya yapılacak.
Kafaları karıştırmaya hiç gerek yok, hükümet bunu insanlara izah etmeli. Belirsizliğin yerini gerçekler almalı. Ki insanlar ona göre hareket etsin. Aksi halde doğruyla yanlış, enformasyonla dezenformasyon iç içe geçmiş vaziyette. Ve bu durum insanların beynini yakıyor.
Toplumun beklentisi şu: Önce doğru teşhis, sonra doğru tedavi yöntemi… Çok görmeyin insanlara bunu!













