“Burası dünya.
Gece, gece, gece.
Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık.
Oyun bitti, zifiri karanlıkta belalar uçuşuyor
Dünyanın yalanları, uçakları ve bombaları arasında
solup giden ömrümüzü,
Kuşa çeviren yasalardan, yönetmeliklerden, nizamnamelerden sıkıldık
Telefon seslerinden, akıp giden televizyon görüntülerinden, bilgisayar tıkırtılarından,
gazete hışırtılarından
Alıp başımızı gitmek istiyoruz”
Şair böyle diyor ya, gerçekten sıkıldık. Artık yaşanılan her felaket sonrası ucuz polemiklerden, haysiyetsiz ve müptezel yorumlardan, karşılıklı suçlamalardan çok yorulduk be kardeşim.
Uygulanmayan veya eksik kalan mevzuattan... Yönetmeliklerden… Yönergelerden…
78 can yanarak ve dumandan boğularak bilmem kaç yıldızlı otelde can verirken, hâlâ pişkinliğin dayanılmaz hafifliğiyse bize dayatılan, “Ulan cehennemin dibine kadar yolunuz var” demek geliyor insanın içinden…
Kartalkaya’da acının en ağır hâli karşısında, sırnaşık haller eşliğinde hiçbir şey yokmuş gibi kayak yapılmaya devam edebiliyorsa eğer bu ülkede, “Ar damarınız çatlamamış, boydan boya yırtılmış” demek geliyor içimden…
Çok daha fazlasını söylemek geçiyor içimden ama biliyorum ki, faydasız ve nafile. Zira insanlık bu ülkeyi terk edeli çok olmuş…
“Bir çürümenin ortasında utancımıza tutunmuş iyi şeyler düşünerek yaşamaya, yazmaya çalışıyoruz…”
Aynıya vaki bir durumla karşı karşıyayız işte.
Ve biz toplum olarak bu kafayla gidersek, bir arpa boyu yol almak mümkün olmaz bu ülkede. 78 canın yitip gittiği bir yangın sonrası bakanlık mı, hatalı, belediye mi diye birbirimize girdiysek, siz, sizler yani mahalle tosunları bu acıdan ve yaşananlardan insani olarak hiçbir şey anlamamışsınız. Ülkenin geldiği nokta ise sizin yere batası hastalıklı zihniyetiniz.













