Kayseri yanıyor, Türkiye yanıyor…
Yurdun dört bir yanından alevler, dumanlar yükseliyor…
Tabiat, tabiatla birlikte içindeki tüm canlılar yok oluyor; ortaya çıkan fotoğraflara bakmaya tahammül etmek dahi mümkün değil. Üstelik hemen her yıl aynı döneme takabül ediyor bu yangınlar…
İşin en iğrenç, en tiksinç tarafı ise, çıkan orman yangınlarının yüzde 97’si insan kaynaklı. Bunun içinde elbette hain terör örgütü PKK’nın parmak izleri de var. Diğer taraftan ise, en az o hainler kadar sorumlu-suçlu umursamaz bireylerin cehaletiyle kül olan ormanlar söz konusu.
Hadi terör örgütünü biliyoruz; hiçbir kutsalı yok… Ya diğerlerine ne demeli… Bilerek ya da taksirle bu tip yangınlara sebep olan insanlıktan nasipsizlere ne demeli?
Biz bu köşeden elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce anlatıyoruz, anlatmaya çalışıyoruz; doğanın ayarlarıyla oynamanın önünde sonunda yerkürenin sonunu getireceğini… Hatta rakamlarla, bilimsel verilerle ortaya koyuyoruz ama kime ne(!) İşte tam da bu noktada hükümetin, tüm siyasi partilerin bir araya gelerek yapması gerekenler var.
Birincisi, ülkede doğayı korumak adına daha fazla güvenlikçe politikalar oluşturmalı ve teknolojiyi de kullanarak, süratle adımlar atılmalı.
İkincisi, orman yangınlarına sebebiyet veren kim veya kimler olursa olsun vatana ihanet üzerinden yargılanmalı ve ceza almalı.
Üçüncüsü, ormanlık alanlarda mangal yapmanın önü caydırıcı cezalarla alınmalı. Aksi halde, “Yüreğimiz yanıyor” silsilesi üzerinden paylaşılan ifadelerin, mesajların hiçbir şekilde kıymeti harbiyesinin olmadığını aslında hepimiz biliyoruz.
Dördüncüsü, ‘yanan orman alanlarını yeniden aynı şekilde ağaçlandırılır ve eski statüsü sağlanır’ şeklinde bir kanun maddesi var ama genellikle bu madde kâğıt üzerinde kalıyor. Söz konusu maddeyi cezai müeyyideler ile sağlamlaştırarak yüzde yüz uygulanabilir kılmak, boynumuzun borcu olarak olmalı!
Evet, dünya üzerinde bugün biz yaşıyoruz ve hayatımızı bir biçimde idame ettiriyoruz ama çıkan her yangınla birlikte geleceğimizi öldürüyoruz. Bunun adı cehaletle imtihanımız olsa gerek! Aslanda… Çoluğumuzun, çocuğumuzun ve dahi gelecekte var olacak insanların hayatından çalıyoruz, cehennem fragmanı hazırlıyoruz resmen.
Ne yazarsak yazalım, hangi örneği verirsek verelim, bizim de en büyük ön yargımız, herkesi insan sanmamızdan kaynaklanıyor galiba…













