Fark ettiniz mi, bu aralar çat kapı her şey moda.
Başkandan, vekiline çat kapı seri ziyaretler var.
Şu şurada çat kapı ziyarete gitti, bu burada çat kapı yaptı.
Çat kapılı günler kapladı, sardı dört bir yanımızı… İsim sormayın bana ama çat kapı işi hayli revaçta Kayseri adına…
Memleket büyüklerinden kime baksak çat kapı yapıyor…
O, çat kapı oradaydı…
Bu, çat kapı buradaydı…
Ziyaretlerin önüne çat kapı konulunca, kuvvetle bir vurgu yapılmış oluyor zahir… Fiyakalı bir vurgu çat kapı!
Tut şunun ucunu çat kapı yapalım abi günlerine eşlik ettiriyorlar bize…
Yani hepimizin anlayacağı dilden ifade etmek gerekirse her türlü ziyaret itinayla çat kapı yapılır, bir yıl garantilidir filan diye çıkış yapanlar aramıza sızmış olabilir…
Beklenmedik bir zamanda kapıyı çalmak…
Davetsiz olarak, teklif beklemeden…
Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre tam karşılığı bu çat kapının…
E birde güncellenen (bu çok moda bir ifade) adab-ı muaşeret kuralları var… Güncel haline bakarsanız, karşınıza aynen şu öneriler çıkıyor:
- Çat kapı ziyarette bulunulmaz, önceden ev sahibine haber verilir.
- Mümkünse eli boş gidilmez, küçük bir ikram ya da hediye ev sahibine götürülür.
- Ev sahibinin müsaade ettiği alanlar kullanılır.
- Misafir umduğunu değil bulduğunu yer, atasözünde olduğu gibi, mecbur kalmadıkça ev sahibinden farklı isteklerde bulunulamaz.
- Lüzumundan uzun kalarak, ev sahibi zorda bırakılamaz…
Şimdi tam yerine denk gelmişken, çat kapı ziyarette bulunanlara inceden ve bedavadan bir kullanım kılavuzu vermiş olduk (!) Çat kapı yaparken, bu kurallara uymayı da ihmal etmeyin(!) Sonra duymadım, ben bilmiyordum gibi bir tavır içine de girmeyin(!)
E bir de Çatladıkapı var haliyle… İstanbul’da müstesna bir semt, mahalle… Onun hikayesi de bambaşka… Bi ara bu köşeden anlatırız… Lakin, siz siz olun çat kıpı ile Çatladıkapı’yı aynı kefede tartmayın derim
Sat kapılı günler dilerim, kalın sağlıcakla…













