Bu köşeden sıklıkla hayatın içinden kesitleri paylaşıyoruz; yani yaşanmışlıklar silsilesi. Beslendiğimiz yer doğal olarak toplumun tam orta yeri, hayatın bizatihi kendisi.
Hayata dair gördüğünüz, tanıklık ettiğimiz ne varsa, bu sütunlardan aktarma adına geliştirdiğimiz tavırdan başke şey değildir bizimkisi…
Bakın, Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri (1207-1273), “Ömrümün özeti üç kelimeden ibarettir”diyor ve devam ediyor ya, “Hamdım, piştim, yandım” diye.
Hayatın kaygısı içinde, hepinizin-hepimizin dizine dizine vuran sızılar, acılar var... Onların toplamıdır burada aktarılanlar vesselam...
VARDIR, GERÇEKTİR!
Hakikaten kıssadan hisse durumları vardır; eğer alabilirsek, algılayabilirsek... Fakat genellikle görmeyiz, üzerinde durmayız nedense...
Çok sonradan gelir aklımız başımıza.. Lakin, baktığınız bir çok şey için çok geç kalınmıştır o zaman diliminde...
“Bugünkü aklım olsaydı” durumları da fayda vermez.
Nafiledir orta yerde duran ve suratınıza suratınıza vuran yaşanmışlıklar...
Olmuştur bir kere...
Geri dönüp baktığınızda kocaman kocaman pişmanlıklar silsilesi ve ‘Eyvah ben ne yaptım’ların verilemeyecek hesabıdır işin hasılası...
Neyse, alın size bir kıssadan hisse:
Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.
"Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak" demiş.
Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence: "Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart."demiş.
günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi kalmamış. Babası noktayı koymuş: "Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var. Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara, bir delik aynen kalacak, kapanmayacaktır. Gerçek bir arkadaş ve dost ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir, sen ihtiyaç duyduğunda her zaman yardımcı olur, dinler sana yüreğini açar. Bunu sakın unutma!"













