Aşağıda okuyacakların, yalnızca bir taş ocağı hikâyesi değildir, çok fazlasıdır.
Melikgazi ilçesine bağlı Subaşı, Küçükbürüngüz ve Büyükbürüngüz mahallelerini kapsayan alanda taş ocağı yapımı adına atılan adımlar var. Gelin görün ki, bahse konu bölge UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Koramaz Vadisi ile bütünleşmiş durumda.
Şimdiki adıyla mahalle, eski adıyla köy olan üç yerleşim merkezinin sakinleri, ortak ses yükseltiyor, buraya taş ocağı yapılmasının cinayetten farksız olduğunun altını çiziyorlar. Bakın şimdi, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi… Yazarken ya da okunken çok basit gelebilir ama ortada paha biçilemez bir durum söz konusu…
Koramaz Vadisi’nde bulunan yer altı şehrinin…
Yerleşim alanı içinde kalan evlerin…
Orada yaşayan vatandaşların tamamı…
Taş ocağı yapımı işinde kullanılan dinamitlerin patlaması sonucu etkileniyor.
Vatandaşlar, sıkıntılarını tek tek anlatıyor; doğanın, tarihi mirasın yok olmasına sebep teşkil edecek taş ocağı inşaat çalışmalarının durdurulmasını istiyor.
Talepleri basit; Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun tekrar düzenlenmesi ve doğanın, doğal güzelliklerin ve tarihi mirasın korunması.
İşte bu yüzden, eylem yaptılar…
İşte bu yüzden feryat figan oldular…
Bu sese kulak vermek, bu insanlar ne istiyor diye düşünme zamanıdır şimdi.
Eyleme katılan ve yetkililere çağrı yapan isme kulak verelim isterseniz, bakın neler söylüyor:
“Biz Koramaz’ı Koramaz da bizi seviyor. Buradaki patlamaların sonucu sadece taş değil, bizim anılarımız patlıyor, gözyaşlarımız patlıyor. Dedelerimin, ninelerimin anıları patlıyor, her şey yok oluyor.”
Sözlerin sahibi Ekrem Tuna. Mahalle sakini, böyle anlatıyor Koramaz’da olan biteni.
Kendileri avukat da tutmuşlar hak arayışındalar.
Tek bir dertleri var, seslerini duyurmak.
Kayseri’den yükselen sese, kulak kabartan olur mu acaba?
Onların yerine biz soralım: Bu sesi duyan var mı?












