“Biz yaparsak, olur” mantığının iflas ettiği resmen açıklandı…
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı gerçekleşirken, önergeyle Kocasinan Bulvarı isminin AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş olarak değiştirilmesine hükmedilen karar, Ankara’dan, sahibinden döndü. Elitaş, ezcümle “Kocasinan Bulvarı’na benim adımı vermeyin, kararınızı tashih edin” mesajı gönderdi.
Bakın şimdi… Burada temel iki sorun ve sorulması gereken konular var…
Birincisi… Büyükşehir Meclisi, yılların siyasetçisi Elitaş’a sormadan mı böyle bir karar aldı?
İkincisi… Gerçekten anlamak için soruyorum; Türk-İslam tarihinin dünya üzerindeki en büyük mimarı olan Kayserili Koca Sinan ile Elitaş isminin takası hangi kafanın ürünüdür, bir adım öne gelsin kendileri…
Hem milliyetçi, hem muhafazakâr olacaksınız, dünya tarihine yüzyıllar öncesinde birbirinden değerli 375 eseriyle eserleriyle not düşmüş dâhi bir mimarın ismini kaldırarak, yerine Elitaş ismini monte edeceksiniz öyle mi? Hiç evirmeden, çevirmeden yazayım; ortaya çıkan tablonun adı utançtır. Zira bu şehirden çıkan ve bugün bile bütün dünyanın, gıptayla bıraktığı eserlerini konuştuğu Koca Sinan’ın isminin silinmesine el kaldırdınız öyle mi?
Üstelik bunu yaparken biriniz milliyetçi, biriniz de muhafazakâr değerleri savunuyorsunuz değil mi?
Mimar Sinan’ı öyle yok edemezsiniz, el kaldırarak filan… Elinize birer kazma-kürek alsaydınız da eserlerine girişseydiniz belki daha etkili olurdu(!)
Dün itibariyle AK Parti Teşkilatı ve Büyükşehir Belediyesi’nden art arda açıklamalar geldi, Elitaş’ın bu kararın gere çekilmesini istediğine dair… Biz bu durumdan ne anlamalıyız açımlayalım, konunun muhatapları da bir dip not düşerse memnun oluruz… Arkadaş, Belediye Meclisi, Elitaş’a sormadan mı böyle bir karar aldı? Diğer bir soru da Elitaş bu kararın iadesi adına 10 gün neyi bekledi?
Ben size söyleyeyim; tepkiler hiç bekledikleri yerden geldi… STK’ların tamamına yakını, “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” modunda kulağının üstüne yatarken, milletçi, muhafazakâr ve sağduyulu bazı kurumlar, dernekler karara isyan etti de ondan… Şimdi ortaya çıkan ricat durumunun ana teması da bu protestolar oldu…
Elbette bu mevzunun başka boyutu da var… O fotoğrafa bakınca da Elitaş kendince haklı…
Kendince kelimesinin altını çizerek devam edelim: Kayseri’de Mehmet Özhaseki Bulvarı var mı, var… Hulusi Akar Bulvarı var mı, var… Bu iki isim bakanlık yaptı da, Elitaş yapmadı mı; yaptı! Haliyle kendi isminin bir yerde yaşatılmasını istemiş olması kendi adına doğal… Siz siyasi isimleri temcit pilavı gibi ısıtır ve isimleri bir yere yapıştırırsanız, Elitaş da kendince “Benim günahım ne?” diye sormaz mı?
İşte bu işlerin akabinde-detayında karşınıza böyle bir hal-vaziyet çıkar ve bir çuval incir berbat olur… Tıpkı şu yaşananlar gibi… Ben size dahasını ifade edeyim; yarın da başka bir iktidar gelir, ‘Kardeşim benim siyasetçilerim daha iyi, bu isimleri kaldırıyorum, şu isimleri veriyorum” der, haberiniz olsun…
Şehirlerin önemli merkezlerine isimler verilirken, toplumun-kamuoyunun maksimum-müşterek tavrı ile yol almak şart. Bilirsiniz, zırva tevil götürmez!
E o zaman uzatmadan kıssadan hisse ile bitirelim biz de:
Yıkmak, insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?
Onu en çolpa herifler de emin ol ki becerir...
Hele sen gösteriver işte şudur kubbe diye
İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye...
Ama,"gel kaldıralım " dendi mi; heyhat! O zaman
Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan...
(Mehmet Akif Ersoy)













