Hoş geldin galibiyet.
Tam 11 maçlık bekleyişin ardından Denizli deplasmanı deyim yerindeyse, Kayserispor için can suyu oldu.
Aslına bakarsanız, bu mücadelede ya hayat, ya memat durumu söz konusu idi. Kayserispor’un kaybetmesi demek, yok oluşun fitilini ateşlemekle eş anlam taşıyacaktı. Teknik Direktör Samet Aybaba ile yollarını ayıran, Dan Petrescu’yu göreve getiren ama bu zorlu 90 dakikaya altyapı sorumlusu Uğur Kulaksız ile çıkmak zorunda kalan Kayserispor, bu durumunun bilincinde futbol oynamaya gayret etti.
Konumunun ciddiyeti gerçeğinden hareket eden ve buna göre bir kadro planlamasına giden sağ beke Miguel Lopes yerine Zoran Kvrzic'i monte eden, hücumun merkezinde ise Kanga’yı kulübede bırakarak Denis Alibec’e yol veren, sürprizi ise Avromovski’yi 11’de sahaya süren sarı-kırmızılı takım, tek attı ama istediği üçtü, onu da almasını bildi.
Henüz dakikalar 21’i gösterirken, Lenon’un asistinde doğru zamanda, doğru yerde bulunan Pedro işaret fişeğini çoktan çaktığında ev sahibinin gardı düştü. Yeşil-Beyazlı takımda geriye düşmenin telaşı uzunca bir süre devam ederken, Kayserispor elini güçlendirdiği bu golün avantajını, sonuna kadar kullanmak adına cansiperane bir tavır sergiledi.
Takım çok mu iyi oynadı derseniz, cevabım ‘Hayır’ olur. Ancak gerekli olan kazanmaya yetecek mücadele ve azimse, bunu 90 dakika boyunca gördük… Önemli olan 90 dakikanın bitiş düdüğüne kadar elde avuçta ne varsa sergilemekti, ona tanıklık ettik. Lig’de geri dönüş adına olmazsa olmaz bir virajın kazasız belasız atlatılması günün en güzel fotoğrafıydı kuşkusuz ki…
Bu galibiyetle hiçbir şey bitmedi tabii olarak. Aksine her şey yeni başladı. Artık Dan Petrescu imzalı bir takım izleyeceğiz ve Malatya karşılaşması ile yeni bir boyuta geçeceğiz.
Sezon başından beri silsile yoluyla birçok yanlışın art arda yaşandığı Kayserispor’da bu saatten sonra umarım her şey yoluna girer.













